KASTEN  YARALAMA  SUÇU

2016 yılı TÜİK verilerine göre SSÇ lerin en çok yaralama olayına karışığı, 333 bin 435 çocuğun  %47,5 mağdur  %32,6 SSÇ olarak güvenlik birimlerine getirildiği, güvenlik birimlerine getirilen çocukların % 36.1 çocuğa ise yaralama suçunun isnat edildiği, Çocukların öfkelerini dışa vurmaları ve öfke kontrollerindeki yeterli bilinç dışında ceza hukuku bilincinin olmaması, SSÇ lerin bu eylemlerinin suç olduğunu bilmeleri halinde yapmayacakları, ancak  5237 sayılı TCK 4. M “ Kanunu Bilmemenin Mazeret Sayılmayacağı”   hükmü karşısında bu çocukların yargılama makamlarının karşısına çıktıkları, bir çocuğunun öğrenci olduğu, gelecek hedef , amaç hayal ve meslek ideallerinin olduğu, olası bir ceza alma durumunda ise adli sicillerine yansıyan atılı suçlar nedeniyle meslek edinme,  hayallerini gerçekleştirme hususlarının olumsuz etkileneceğini yargılama aşamasında fark ettikleri  ve son derece pişmanlık duydukları  gözlemlenmiştir.

Gençlerin yaralama fiilini anlık duygularla işlediği, ancak süreçte akranları ile süreci toparlamak adına hareket edebildikleri, sorun çözme mekanizmalarını bilmeleri halinde ufuklarının en geniş olduğu, hayallerinin sınırsız olduğu bu dönemde anlık duygularla yapılan eylemlerinin hayallerinin önüne geçmesini istemedikleri araştırmalarla belirlenmiştir.

Mağdur yönünden; mağdur çocuğun haklarını bilmesinin, hiç kimsenin beden bütünlüğü/vücut dokunulmazlığını ihlal edemeyeceğini bilmesi ve böyle bir durumda kolluğa arayabileceği, yada bizzat başvurabileceğini, gerekirse kendisinin koruma altına alınabileceğini bilmesi, susmasının gerekmediği, bunun kendi suçu olmadığı, devlet mekanizmalarının yanında olduğunu bilmesi ve sessiz kalamaması hangi durumda nereye nasıl müracaat edeceğini bilmesi suçluluarın cezasız kalmaması açısından  önemlidir.

ÖRNEK VAKA

Lisede iki arkadaş kavga eder. Biri diğerine yumruk atar. Mağdur çocuk bilinmeyen  bir hastalığı vardır.  Aldığı yumruğun etkisiyle fenalaşır ambulans ile okuldan hastaneye götürülür. SSÇ ise kolluğa teslim edilir ve gözaltına alınır.

Çıkarılmasını istenilen sonuçlar;

a-) Yaptığımız eylemin istediğimiz neticeden daha ağır sonuçları olabilir, farklı neticeler çıkabilir.

b-)  Haksız yani hukuka aykırı ve suç teşkil eden bir  eylem nedeniyle küçüğün Suça sürüklenen  çocuk yani bir suç şüphelisi haline gelmesi

Hukukun kendisine cezai müeyyide, sonuç bağladığı davranışı nedeniyle atılı suçun şüphelisi haline gelen çocuk, aslında kanunu bilmemektedir. Aslında suça sürüklenen  çocuğun   amacı sadece akranlarının önünde kendini ispat etme çabasıdır ve kendisi de bir çocuktur.  Ancak ” kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağından ve davranışı TCK da suç olarak tanımlanan yaralama eylemi olduğundan küçük SSÇ olacak akabinde gözaltı ve yargılama gibi  soruşturma ve kovuşturmanın yıpratıcı ve tüm hayatını olumsuz etkileyecek bir süreçle karşı karşıya kalacağı gibi, olası bir  mahkumiyet halinde ceza alma durumunda adli sicil kaydı olacağından olumsuz neticeler hayatı boyunca devam edebilecektir.

3/05/2017 tarihinde  Ankara Lisesinde okuyan öğrencilerin 19 mayıs provaları için statta oldukları sırada, Ayşe  ile  Ceyda’nın   tartışmaya başladıkları,  Ayşe’nin Ceyda’nın kafasına vurarak, doktor raporunda belirtildiği üzere BTM ile  giderilebilecek şekilde  Ceyda’yı yaraladığı, aynı gün provalar bittikten sonra stat çıkışında  Ceyda’nın abisi Cihan  ile arkadaşı Deniz’in   birlikte Ayşe’yi  darp etmeleri sonucu Ayşe’nin  BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları,  böylelikle  Ayşe , Cihan ve Deniz’in  kasten yaralama suçlarını işlediği  anlaşılmıştır.  Bu nedenlerle; SSÇ’lerin  üzerine atılı yaralama suçundan takdiren alt sınırdan  dört ay hapis  cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. Örnekte görüldüğü üzere basit bir tartışma nedeniyle üç genç ayrı ayrı dört ay hapis cezası almışlardır. Sizce bu cezayı alacaklarını bilseler gençler bu suçları işlemek istermiydi?

ÖRNEK VAKIA

Cumhuriyet Lisesi 11\C sınıfı tarafından düzenlenmiş olan halı saha maçında öğrenciler arasında çıkan kavga sonucu sanık Mahmut’un mağdur Çağdaş’a kafa atması sonucu mağdur Çağdaş’ın burnunu kırması eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturduğundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması ayrıca sanığın kafa atması sonucu vücutta kemik kırılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle bu cezanın yarı oranında arttırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanık Fatih’in, kendisine düşük not veren matematik öğretmenine beslediği nefretle hareket ederek okul çıkışı öğretmenini bıçakla yaralaması eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturduğundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması ayrıca eyleminin öğretmeninin karaciğerinde tahribata yol açması ve yaşamını tehlikeye sokan bir duruma sebebiyet vermesi nedeniyle bu cezanın bir kat arttırılması gerekmektedir.

CİNSEL İSTİSMAR  VE  CİNSEL SALDIRI

Çocuklar cinsel istismar yada cinsel saldırı mağduru olabildikleri gibi, böyle bir suçun şüphelisi veya sanığı da olabilmektedirler.  Adalet Bakanlığı verilene göre yılda ortalama 8 in çocuk cinsel istismara maruz kalmakta, her 6 erkek çocuktan 1’i cinsel istismara uğruyor, kadınların %45 i erkeklerin %10 çocukluklarında en az bir kez cinsel istismara maruz kalındığını ortaya koymuştur.             Saldırganların %60 İse ÇOCUKLARIN TANIDIKLARI BİRİ. Çocukların kendilerine yönelik işlenen suçlara karşı çıkabilmeleri için haklarını ve özgürlüklerini bilmeleri gerekir. Ayrıca mağdur çocukların çoğu yakın çevresinde ve hatta ailesinden saldırganların cinsel istismarına maruz kaldıklarından, sessiz kalmaktadır. Mağdur çocuklar için en önemli bilgi özel bölgelerinin ve bu bölgelerine kimsenin dokunmaması gerektiğini bilmeleri ile böyle bir durumda başvurabilecekleri mekanizmaların olduğunu bilmektir.

TÜİK verilerine göre kolluk birimlerine getirilen 108 bin 675 çocuğun %3,5 i cinsel suçlardan şüpheli yani SSÇ konumunda   olup, aslında bu çocukların bir çoğu rıza dahilinde ilişki yaşamakta  ise de; 5237 sayılı TCK’ya göre ” 15 yaşını doldurmamış bir çocuk rıza dahilinde cinsel ilişki yaşayamaz “ve cinsel arzuları tatmin amacıyla bir kişiyi öpmek, cinsel organlarına dokunmakta bu suçu oluşturacaktır. Unutulmamalıdır ki 15 yaş altındaki rıza geçersizdir.

ÖRNEK VAKA

16 yaşındaki bir çocuk, 14 yaşında sevgilisi ile onun rıza ve isteği ile   öpüşse dahi bu suçun SSÇ si haline gelebilecektir.  Yine aynı doğrultuda olmak üzere, “Suça sürüklenen çocuk   Mehmet ile mağdur Dilara’nın  internet ortamında tanışıp arkadaş oldukları, ancak mağdurun ailesinin arkadaşlığa karşı çıktığı, mağdurun 2012 yılı Ağustos ayında memleketi olan Derince  ilçesinde ikamet ederken suça sürüklenen çocuğun da aynı ilçeye geldiği, birlikte Kocaeli’ne gittikleri, ormanlık alanda suç tarihinde henüz 15 yaşından küçük olan mağdure  Dilara’nın    kendi rızasıyla suça sürüklenen çocukla cinsi ilişkide bulunduğu, daha sonra birlikte İstanbul iline gittikleri, buradan Antalya’ya geçtikleri, son olarak da İzmir iline gelip burada adını bilmedikleri bir parkta yine mağdurenin rızasıyla cinsi ilişkide bulundukları,  suç tarihi itibariyle 14 yaşında olduğunun belirlendiği, mağdurenin rızasının geçersiz olması nedeniyle  suça sürüklenen çocuğun  eylemine uyan TCK.103/1(a) md yollamasıyla 103/2 md uyarınca suçun işleniş biçimine ve özelliklerine 8 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA, Ayrıca  suça sürüklenen çocuğun  mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da işlediği sabit olmakla;

1-Eylemine uyan TCK.109/1 md uyarınca suçun işleniş biçimine ve özelliklerine, fiilin niteliğine nazaran bu suçtan asgari haddin aşılması için bir neden görülmediğinden takdiren asgari hadden ceza tayin edilerek 1 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,

2- Suça sürüklenen çocuğun bu suçu çocuğa karşı işlediği anlaşılmakla TCK.109/3(f) md uyarınca bir kat artırılarak 2 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,

3-Suça sürüklenen çocuğun bu suçu cinsel amaçlı işlemesi nedeniyle TCK.109/5 md uyarınca verilen ceza yarı oranında artırılarak 3 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,

ÖRNEK VAKA

Okulda bir grup genç erkeğin mağdureye  “hastayım sana , gel seninle bize gidelim” gibi sözler sarf etmesi durumında söz konusu erkek çocukları bu suçun SSÇ si halinde getirecektir. (5237 sayılı  TCK m 105)  Aynı doğrultuda olmak üzere , suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde  yol kenarında bulunurken  müşteki  pazara gittikleri sırada yanlarından geçerlerken ve pazarda alış veriş yapan müştekiye  izleyerek  dönüşte aynı yerden geçerken müştekiye hitaben  “Oy tombulum, tombulum ve cicim açılmış, saçılmışsın” şeklindeki sözlerle  müştekiyi   taciz ettiği, suça sürüklenen çocuğun  “Cinsel Taciz” suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK.nun 105/1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, güdülen amaç ve saik dikkate alınarak  3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

ÖRNEK VAKIA

Sanık Kamil’in halk otobüsünde yanında oturmakta olan müşteki Ceyda’nın bacaklarına dokunması ve sıkması sebebiyle eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenen sarkıntılık düzeyinde cinsel saldırı suçunu oluşturduğundan iki yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanıkların önceden yaptıkları plan dahilinde fikir ve eylem birliği içinde hareket eden ve sanık Yusuf’un telefon ile arayarak buluşmaya ikna ettiği mağdureyi cebir kullanmak suretiyle araca bindirip ıssız bir araziye götürerek nitelikli cinsel saldırıda bulunmaları nedeniyle sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından cezalandırılmaları gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanığın yolda yürüyen mağdureyi takip ederek ağzını kapatıp yere düşürerek göğüslerini ve bacaklarını okşamak, mağdurenin direnmesine rağmen de hareketlerine devam etmesi eylemi cinsel saldırı suçunu oluşturmakta olup, cezalandırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanığın belediye otobüsünde ayakta yolculuk yapmakta olan mağdurenin arkasına geçerek cinsel organı ile vücuduna sürtündüğü, mağdure yer değiştirdiğinde yine peşinden giderek aynı şekilde hareketlerine devam etmesi eylemi cinsel saldırı suçunu oluşturmakta olup, sanığın cezalandırılması gerekmektedir.

            BİLİŞİM ORTAMINDA İŞLENEBİLEN SUÇLAR

Ceza Hukuku Bilincinin oluşması ve toplumda yaygınlaşması ile daha az suç işlenecek, daha az kişi zarar ve tehlikeye maruz kalacak, daha az kişi cezaevine girecektir. İnsanlar değişen ve gelişen teknoloji etkisiyle, iletişimlerini daha fazla sanal dünyaya evriltmiş ise de; buranında kuralları olduğu toplumda bilinmemektedir. Bu nedenle bu alanda çok sayıda suç işlenmektedir.

Bilişim suçları modern çağın en hızlı ve en kolay işlenen suçlarını oluşturmaktadır.      Ayrıca bu suç tiplerinde suçun önceden önlenmesi  oldukça güç olması da bu suç tipinin yaygınlaşmasını kolaylaştırmaktadır. Çocuklar ve gençler tarafından en fazla işlenen suç tiplerinden biri cinsel suçlardır.  Reşit olmayanla  cinsel ilişki suç teşkil etmekte olup, çocuk pornografisi de suçtur. “reşit olmayan kişi” terimi, çocuk pornografisiyle ilgili olarak, BM Çocuk Hakları Konvansiyonundaki “çocuk” tanımına  uygun biçimde, genel olarak 18 yaşından küçük herkes şeklinde tanımlanmıştır.  Bir diğer deyişle 18 yaş altı çocukların internet vb sanal ortamda da cinsel içerikli görüntüleri yasaklanmıştır.

ÖRNEK VAKA

Olay tarihinde N… Hastanesi ‘nde bulunan erkek tuvaletine giren suça sürüklenen çocuğun    yan tarafta bulunan bayan kabininin alt kısmından kamera kaydı yapabilen cep telefonunu uzatıp burada bulunan mağdurenin görüntülerini kaydettiği sırada yakalanması üzerine başlatılan adli soruşturma sırasında, üzerinde bulunması nedeniyle el konulan cep telefonunun dahili hafızası ile bu telefonda takılı bulunan 2 adet SD kart içerisinde toplam 236 adet pornografik görüntüden 10 adedinin çocukların kullanıldığı video görüntülerinden oluştuğu, yine hayvanlarla insanların cinsel ilişkiye girdiklerini gösteren 2 adet video görüntüsü bulunduğu, keza üst araması sırasında bulunan ve üzerlerinde <liseliler, sübyanlar> gibi ibareler yazılı 6 adet CD’nin de müstehcenlik içerdiği CMK yeminli bilirkişisi ve bilişim suçları uzmanı tarafından tespit edilmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı TCK’nın 226/3. maddesinde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, ihracı veya başkalarının kullanımına sunulmasının yanında, bu ürünlere olan talebin azaltılmasının da çocuklara koruma sağlayacağı düşünülerek, kasıtlı olarak yapılan bireysel amaçlı bulundurma ve depolamanın da suç sayıldığı, bu nedenle sanığın oluşa uygun olarak işlediği kabul edilen ve müstehcen görüntülerin miktarına, niteliğine ve kayıt biçimine göre uzun süre içerisinde ve kasten yapıldığı anlaşılan <çocuk pornografisi ve hayvanlarla yapılan cinsel davranışlara ilişkin resim ve video kaydını dijital ortamda depolama ve bulundurma> fiilinin kişisel amaçlı dahi olsa 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesi yoluyla aynı Yasa’nın 226/3. maddesine uyan suçu oluşturduğu bu nedenlerle suça sürüklenen çocuğun  5 yıl hapis ve beş bin gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

   BİLİŞİM ORTAMINDA İŞLENEBİLEN SUÇLAR

Ceza hukuku bilincinin oluşması ve toplumda yaygınlaşması ile daha az suç işlenecek, daha az kişi zarar ve tehlikeye maruz kalacak, daha az kişi cezaevine girecek. İnsanlar değişen ve gelişen teknoloji etkisiyle, iletişimlerini daha fazla sanal dünyaya evriltmiş ise de; buranında kuralları olduğu toplumda bilinmemektedir. Bu nedenle bu alanda çok sayıda suç işlenmektedir.

Bilişim suçları modern çağın en hızlı ve en kolay işlenen suçlarını oluşturmaktadır.  Ayrıca bu suç tiplerinde suçun önceden önlenmesi  oldukça güç olması da bu suç tipinin yaygınlaşmasını kolaylaştırmaktadır.

Çocuklar ve gençler tarafından en fazla işlenen suç tiplerinden biri cinsel suçlar, müstehcenlik ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarıdır.

ÖRNEK VAKA

Arkadaşının cep telefonunda kayıtlı  özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntüleri içerin videoyu   kendi kamerasına aktarmak suretiyle arkadaşlarına izleten çocuğun arkadaşını sinirlendirmek için yaptığı eylem TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır.

ÖRNEK VAKA

Sanal ortamda yapılan hakaretlerinde suç teşkil etmesi

Bireylerin özellikle çocuklan ve gençlerin sanallık ve gerçeklik algılarının kimi zaman birbirine girdiği, karıştığı, uygulamada internet  ortamında yapılan hakaretlerin suç  oluşturduğunun bilinmediğinin görüldüğü, sanal ortamda yapılan hakarette karşıdaki kişinin gerçeklik algısının yok olduğu, bu nedenle fail tarafından gerçek bir kişiye hakaret  davranışı olarak nitelendirilmediği,             Çocukların bilişim sistemlerini teknik olarak bilmeleri kadar  bilişim sistemlerini  kullanma kuralları kişi hakları , ihlalleri, bu ortamda da suç olabilecek eylemelerin olduğunun ve gerçek bir müeyyidesinin olduğunun bilmeleri konusunda farkındalıklarının arttırılması gerekmektedir.

Sosyal ağlar bireylerin kendilerini ifade etmesini sağlayan en etkili araçlardır. Facebook ve Twitter güncellemeler ve paylaşımlar yoluyla kişiliğin bir uzantısı ve ifadesi haline gelmektedir. Sosyal medya platformları kişinin yaratıcılığını geliştirme ve kendini tanımlama ayrıcalığını sunmaktadır.  Sosyal medya  iletişime  yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte kamusal katılımı sağlayan temel bir araçtır. Sosyal medyaya erişim sosyal boyutuyla yurttaşlığın inşası, politik boyutuyla da katılımı teşvik etmesi açısından iletişim sürecinin önemli bir parçasıdır.

SOSYAL MEDYADA İŞLENEBİLEN SUÇLAR

Sosyal medya, niteliği gereği suç işlemeye de açık bir ortam yaratmaktadır. Zira kişiler, sosyal medya araçlarını kullanarak kimliklerini daha rahat gizleyebildiklerinden, suç işlerken de bunun rahatlığına güvenerek daha cesur davranabilmektedirler. Sosyal medyada işlenebilecek suçlar; kişilere karşı suçlardan, devlete karşı suçlara kadar çok geniş bir yelpazeye sahiptir.

Türk Ceza Kanunu’na bakıldığında, maddi unsur açısından sosyal medya üzerinden işlenebilmeye müsait olan suçlar; madde 84 “İntihara yönlendirme”,  madde 102 “ Cinsel Saldırı”, madde 103 “Çocukların cinsel istismarı”,  madde 105 “Cinsel taciz”, madde 106 “Tehdit”, madde 107 “Şantaj”,  madde 122 “Ayırımcılık”, madde 125 “Hakaret”, madde 132 “Haberleşmenin gizliliğini ihlal”, madde 134 “Özel hayatın gizliliğini ihlal”, madde 135 “Kişisel verilerin kaydedilmesi”, madde 136 “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”, madde 157 “Dolandırıcılık”, madde 158 “Nitelikli dolandırıcılık”, madde 213 “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit”, madde 214 “Suç işlemeye tahrik”, madde 215 “Suç ve suçluyu övme”, madde 216 “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, madde 217 “Kanunlara uymamaya tahrik”, madde 225 “Hayâsızca hareketler”, madde 226 “Müstehcenlik”, madde 227 “Fuhuş”, madde 299 “Cumhurbaşkanına hakaret”, madde 300 “Devletin egemenlik alametlerini aşağılama”, madde 301 “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” gibi çok çeşitlidir.

GENEL OLARAK TÜRK CEZA KANUNUNDA SOSYAL MEDYA İLE İŞLENEBİLEN SUÇLAR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) suçların nasıl/hangi yollardan işlenebileceği belirtilirken kullanılan “basın ve yayın yolu ile” deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar anlaşılmaktadır ki bu ifade sosyal medya yoluyla işlenen suçları da kapsamaktadır. Ceza Kanununda yer alan “Bilişim sistemine girme”, “Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri, yok etme”, “Haberleşmenin engellenmesi, gizliliğinin ihlal edilmesi”, “Bilişim sistemleri kullanılarak yapılan dolandırıcılık” vb. suç tiplerinden de görüleceği üzere bilişim alanı ile ceza hukukunun yolları kesişmektedir.

Sosyal medya aracılığıyla işlenen suçlar  doğrudan bilişim sistemine yönelik olarak işlenebildiği gibi klasik suçların bilişim sistemleri aracılığıyla işlenmesi şeklinde de mümkün olmaktadır.

Sosyal medya üzerinde işlenen suçlar ise, genellikle her iki gruptaki suç kapsamına da girmektedir. Örneğin, bir kimsenin şifresi kırılarak, yetkisiz bir biçimde Facebook hesabına girilip, başka bir kimseye hakaret edilmesi durumunda; hem bilişim sistemi aracılığıyla, klasik bir suç olan hakaret suçu (Türk Ceza Kanunu madde 125) hem de kişinin Facebook hesabına şifresinin kırılarak yetkisiz olarak girilmesi nedeniyle bilişim sistemine yönelik bir suç olan bilişim sistemine girme- yetkisiz erişim, sisteme müdahale suçu (Türk Ceza Kanunu madde 243) işlenmiş olur.

 

Bilişim Sistemine Yönelik Suçlar

Çağımızda hızlı bir şekilde gelişen ve değişen teknoloji nedeniyle,  sınırları belirli olan bir bilişim suçları tanımı yapmak zor olmakla birlikte bilişim suçları genel olarak , “bilişim sistemlerine hukuka uygun erişim sağlayarak veya hukuka aykırı olarak erişimde bulunarak, bilişim sistemleri aracılığıyla bilişim sistemini ya da bu sistemde yer alan veri ya da verileri bilişim teknolojilerinin kullanılması veya bilişim araçlarına doğrudan müdahale etmek suretiyle hukuka aykırı olarak sisteme ya da verilere girme veya çeşitli saiklerle kendisinin ya da başkasının yararına kullanma, erişilmez kılma, silme, değiştirme, var olan veriyi gönderme veya bozma suretiyle işlenen suçlar” olarak tanımlanabilir. Bilişim suçlarının sınırları net olarak belirlenmemiş olup, gelişen ve çeşitlenen teknolojiyle birlikte bilişim suçları da biçim ve içerik olarak değişmektedir.

Teknoloji ve internet kullanımının artması sonucu siber suçların sayısı ve nitelikleri hızla değişmektedir.  Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve sistemde kalmaya devam etme suçları hızla değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte kanuni düzenlemelerin ötesinde öngörülemeyen şekilde yaygınlaşmaktadır. Modern hayat ekonomik, kültürel, sosyal ve teknik olarak birbiriyle ilişki içerisindedir. Bilişim suçlarının önlenebilmesi ve cezalandırılabilmesi için etkin ve verimli bir ceza politikası oluşturulması gerekmektedir. Ancak bu politikanın oluşturulmasında bilişim sistemlerine girmenin önlenmesine ilişkin tedbirlerle demokratik toplumun gereklerine uygun kişi hak ve özgürlükleri arasında bir denge oluşturulmalıdır. Bilişim teknolojisindeki hızlı gelişme bilişim sistemlerinin çeşidini ve kullanım sayısını artırmakta olup, beraberinde değişik yöntemlerle işlenebilen suç tiplerini de ortaya koymaktadır.

Bilişim sistemine yönelik suçlar, Türk Ceza Kanunu’nda “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında, madde 243’de “Bilişim sistemine girme (yetkisiz erişim, sisteme müdahale), madde 244’de “Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (veriye müdahale); bilişim sistemleri aracılığıyla yarar sağlama”, madde 245’de “Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması” olarak düzenlenmiş olup söz konusu suçlar:

Türk Ceza Kanunu madde 243/1’de düzenlenen yetkisiz erişim suçunun işlenme yöntemidir. Sosyal medya bağlantılı düşündüğümüzde, bir kimsenin sosyal medya hesabının (Facebook, Twitter vb.) şifresinin kırılarak sistemine girilmesi ve burada kalınması ile Türk Ceza Kanunu madde 243’te düzenlenen yetkisiz erişim suçu işlenmiş olur. Bilgisayar korsanı, bu şekilde girdiği sistemde erişimi engeller, mevcut bilgileri çalar, değiştirir veya bozarsa; verilere erişimi engellediği, verilere müdahale ettiği veya verileri yok ettiği için Türk Ceza Kanunu madde 244/2’de düzenlenen suç işlenmiş olur. Başkasına ait Facebook, Twitter gibi bir sosyal ağ hesabına girerek içerik yerleştirilmesi veya buradaki sesli/yazılı/görsel iletilerin silinmesi yahut buradaki verilere ulaşım izninin kaldırılması ya da bu verilere şifre koyulması durumlarında Türk Ceza Kanunu madde 244/2 hükmünün ihlali söz konusudur. Sanığın, şikayetçiye ait Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabı ile yine şikayetçi tarafından kullanılan e-posta hesabının şifrelerini kırarak, şifrelerini değiştirmek suretiyle erişilmez kıldığı, Facebook sayfasında bulunan arkadaşlarına ahlak dışı mesaj gönderdiği olayda Yargıtay 12. Ceza Dairesi 04/05/2016 tarih ve 2015/7239 E., 2016/7863 K. sayılı kararında Türk Ceza Kanunu’nun 244/2. maddesinde düzenlenen sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunun oluştuğunu karara bağlamıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 12.11.2015 tarih ve 2015/5648 E., 2015/24511 K. sayılı kararında ise sanığın şikayetçi adına ve onun fotoğrafını kullanarak bir sosyal paylaşım sitesinde hesap oluşturması ve bu sitede şikayetçinin arkadaşlarına hakaret etmesi eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 136/1 maddesinde yer alan kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suçu olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bir sosyal medya sayfasına yapılan hizmeti engelleme saldırısı ile sayfanın çalışamaz hale getirilmesi ve kullanıcıların hesaba girişlerinin engellenmesi ise Türk Ceza Kanunu 244/1. maddesine aykırılık oluşturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 02/02/2015 tarih ve 2014/17556 E., 2015/1675 K. sayılı kararı sosyal medya yoluyla işlenen suçla hem Türk Ceza Kanunu’nun 136/1 maddesinin hem de aynı kanunun 244/1. Maddesinin ihlaline dair örnek oluşturmaktadır. Olayda sanık, şikayetçi tarafından kullanılan elektronik posta adresini ve şifresini, onun bilgisi ve rızası dışında ele geçirip, erişilemez hale getirmiş, daha sonra şikayetçinin kişisel veri kapsamındaki telefonunu ele geçirerek gizli numaradan bu telefon numarasını arayarak, Facebook, Twitter ve elektronik posta adreslerinin şifrelerini ele geçirmiştir. Adı geçen Ceza Dairesi’nin kararında sanığın hem kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, hem de bilişim sistemindeki verileri erişilmez kılmak suçlarını işlediği belirtilmektedir.

Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak kişilere yönelik teknik ya da ilişkisel bağlamda zarar verici davranışlar “siber zorbalık”  olarak tanımlanmakta olup siber zorbalığın bir türü olan ve kişilerin şifrelerini ele geçirmek, web sitelerini, sosyal medya hesaplarını hacklemek, virüs içeren e-postalar göndermek gibi teknik bağlamda gerçekleşen “elektronik zorbalık”  kategorisinde yer alan eylemlerdir.

Bilişim Sistemleri Aracılığıyla İşlenen Suçlar

Türk Ceza Kanunu’nda bilişim sistemleri aracılığıyla işlenebilen birçok bulunmaktadır. Örneğin sosyal medyada cinsel içerikli yazı ve görsel veriler paylaşarak bir kişinin cinsel dokunulmazlığına ihlal  eylemi Türk Ceza Kanunu madde 105’te yer alan ve fiziksel temas olmaksızın, hareketle, sözle, yazıyla, telefonla, mesajla, internetle mağdurun cinsel amaçlı olarak rahatsız edilmesi şeklinde gerçekleşen cinsel taciz suçunun, posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi olarak değerlendirilebilir.

Sosyal medya yoluyla işlenebilecek cinsel taciz suçları; fotoğrafla veya açıkça cinsel amaçlı olduğu belirtilen mesajların yanında, arkadaşlık teklifleri ile de söz konusu olmaktadır. Zira birçok sosyal medya kullanıcısı, ısrarcı arkadaşlık tekliflerine maruz kalmaktadır. Israrla  arkadaşlık teklifinde bulunmak, yemeğe çıkmayı teklif etmek ve bu konuda makul bir ısrar göstermek cinsel taciz suçunu oluşturacaktır. Mağdurun açıkça rahatsız olduğu boyutlara ulaşan, ısrarcı ve  cinsel dokunulmazlığa yönelik  sözlerin, davranışların veya işaretlerin  cinsel taciz boyutunda değerlendirilebilmesi gerekmektedir.

Cinsel taciz suçunun manevi unsuru kasıttır. Burada da, madde 103’te olduğu gibi cinsel amaç arandığından ayrıca bu kastın özel kasıt olduğunu söylemekte yarar vardır. Zira; mağdurun cinsel özgürlüğünü koruyan bir suçta cinsel amaç aranması, suçun niteliğine uygun olacaktır. Bununla birlikte; taciz içerikli davranış, salt kişileri rahatsız etmek veya hakaret amacıyla da yapılabilir. Bu gibi durumlarda; madde 123’te yer alan “Kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçu ile madde 125’te yer alan “Hakaret” suçu oluşacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir konu da; cinsel içerikli hakaret sözcükleridir. Günümüzde adeta sıradan sözler gibi birçok kişi tarafından rahatlıkla dile getirilen bazı sözcükler, hakaret amacıyla kullanılmakla birlikte cinsel içeriklidir. Bu sözcükler; sosyal medya üzerindeki taciz olaylarında da sıklıkla kullanılmakta, özellikle ısrarlarına veya mesajlarına yanıt alamayan tacizciler bu sözcüklerle karşılarındaki kişileri aşağılamaya çalışmaktadırlar. Bu sözcüklerin kullanımının cinsel taciz mi yoksa hakaret amaçlı mı olduğunun değerlendirilmesi son derece önemlidir.

Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları üzerinden işlenen suçların çoğunluğu tehdit ve hakaret suçları olup Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinde “endişe, korku ve panik amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunmak” olarak yer alan tehdit suçu sosyal medya araçları kullanılarak işlenebilmektedir.

Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Sosyal medya üzerinden tehdit, genellikle bir kişiye veya kuruma ait olan ve ifşa edilmesi durumunda kişinin veya kurumun itibarını zedeleyecek veya rakipleri karşısında dezavantajlı duruma düşürecek nitelikteki bilgilerinin saldırgan tarafından ele geçirilmesiyle başlar ve saldırganın bu bilgileri ifşa etmemesi karşılığında mağdurdan menfaat temin etmeye çalışması ile devam etmektedir. Bu durumlarda eylem TCK’nın 107. Maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturmaktadır.

Sanık hakkında Facebook sosyal medya paylaşım sitesindeki kendi sayfasına yazmış olduğu sözler nedeniyle, ayrı yaşadığı eşini tehdit ettiği gerekçesiyle açılan ceza davasında yerel mahkeme iddianamede yer alan “… Bu dünyayı zalimlerin başına geçireceğim, mazlumun ahı korkunç olur…” şeklindeki sözlerin, sanık tarafından eşi hedef alınarak söylendiğini kabul ederek Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. maddesi gereğince mahkumiyet kararı vermiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 09.04.2015 tarihli ve 2014/44489 E., 2015/26671 K. sayılı ilgili kararında ise somut olayda tehdit içeren sözlerin, ülkemizde yaygın olarak kullanılan Facebook isimli sosyal medya paylaşım sitesinde yer alması nedeniyle aleniyete kavuşturulmuş olması, her ne kadar şikayetçi arkadaş listesinde bulunmasa da failin bu sözlerin somut olayda olduğu gibi ortak arkadaşları vasıtasıyla mağdur tarafından öğrenilebileceğini bilebilecek durumda olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermiştir.Atılan tweetler, blog yazıları, forumlardaki görüşler, Facebook paylaşımları gibi araçlarla kişilere aşağılayıcı, incitici, husumete maruz bırakıcı yazılı, görsel ve işitsel unsurlardan oluşan içeriklerle hakaret edilebilmektedir. Ayrıca müstehcen unsurları barındıran veya cinsel içerikli taciz mesajları ile de kişilerin manevi bütünlüğü ihlâl edilebilmektedir. Bu tür eylemlerde sosyal medya yoluyla kişi ya da kişilere sanal ortamda hakaret ederek, küçük düşürerek psikolojik ağırlıklı zarar vermek şeklinde tanımlanan “elektronik iletişim zorbalığı” söz konusudur. Bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide eden, bu bağlamda konusu suç teşkil eden bir içeriğin Twitter, Facebook vb. sosyal medya araçları aracılığıyla işlenmesi Türk Ceza Kanunu 125. maddede yer alan hakaret suçunu oluşturur. Hakaret suçunun cezası, 125. madde uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası iken Twitter veya Facebook üzerinden hakaret halinde ise içeriği yayma amacı taşıdığı; hakaret suçunun nitelikli hali olan aleniyet unsuru bulunduğundan cezanın ağırlaştırılması söz konusu olup ceza altıda bir oranında arttırılır.

Sosyal medya hesaplarının şifresini isteme, video ya da fotoğraf göndermek için zorlama, en son saat kaçta çevrimiçi olduğunu kontrol etme gibi teknolojik davranışlar da  sosyal  medyadaki flört şiddeti  olarak tanımlanmaktadır. Sosyal  medyadaki flört şiddeti   TCK’nın 123. Maddesinde düzenlenen  huzur ve sukunu bozma suçunu oluşturmaktadır.

Sosyal medya araçları yoluyla başka kullanıcılara ait hakaret nitelikli içeriklerin “retweet” veya “paylaş” gibi uygulamalarla paylaşılması, böyle yayınlara link atılması suretiyle de hakaret edilmesi mümkündür. Burada hakaret niteliğindeki içeriğin sahibi olarak değil, başkasına ait içeriğe bağlantı sağlayan olarak sorumluluk söz konusu olabilir. Başkasına ait içerik nedeniyle sorumlu olunmayacağı kural ise de, sunuş biçiminden bağlantı sağladığı içeriğin benimsendiği ve söz konusu içeriğe ulaşılmasının amaçlandığı açıkça belli ise başkasına ait hakaret nitelikli içerik nedeniyle sorumluluk gündeme gelmektedir Başka kullanıcılara ait hakaret nitelikli içeriklerin retweet” uygulaması ile paylaşılmasına dair Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 07/12/2015 tarih ve 2015/10377 E., 2015/12777 K. sayılı kararında; sanığın Twitter hesabından atılan hakaret içeren sözlerin diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlemesi suretiyle gerçekleşmesi nedeniyle sanığa yerel mahkemece verilen beraat kararı, olayda zincirleme şekilde hakaret suçunun oluştuğunun gözetilmemesi nedeniyle bozulmuştur.

Başkasına ait sosyal medya hesabına  hukuka aykırı  yollarla giren, bu şekilde girdiği hesapta bulunan mesajları kaydeden, başkalarıyla paylaşan kişinin eylemi Türk Ceza Kanunu madde 132’de yer alan “(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlâli haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki hüküm uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.

Kişisel verilerin korunması hususu; “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklindeki Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesi ile güvenceye alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.06.2014 tarihli ve 2012/12-1510 E., 2014/331 K. sayılı kararında gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel verilerin de hukuka aykırı eylemlere karşı korunması gerektiği belirtilmiş ve bu doğrultuda çıkarılan ve aşağıdaki satırlarda etraflıca irdelenecek 24/3/2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile de söz konusu hukuka aykırı eylemler tanımlanmıştır.

Özel yaşama ilişkin sesli, yazılı ya da görsel verilerin, sosyal medyada izinsiz paylaşılması, Türk Ceza Kanunu madde 134 anlamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır. Kişilerin özel hayatına ilişkin olarak özellikle gizli çekimlerle elde edilen bilgi, ses ve görüntülerin, sosyal medya mesajlarının ve gizlilik ayarları ile koruma altına alınan fotoğrafların sistemin hacklenmesi suretiyle sosyal medyada yayınlanması sık  sık karşılaşılan  suç tiplerinden biridir.

Türk Ceza Kanunu madde 158’de yer alan “Nitelikli dolandırıcılık” suçu ise dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi olarak düzenlenmiştir. İnternette sosyal medya kullanıcıların hesaplarını ele geçirdikten sonra iletişime geçtikleri kişilerin cep telefonu numaralarını alan ve cep telefonlarına yollanan mobil ödemeye dair mesajı, bir anlık dalgınlıkla okumadan onaylayan kullanıcıların bu dalgınlığından faydalananlar, mobil ödeme sistemini kullanarak, haksız kazanç elde etmekte, ‘sosyal medya dolandırıcılığı’ olarak adlandırılan yeni bir dolandırıcılık türünün ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Dolandırıcı şahısların Facebook, Twitter, MySpace gibi sosyal medyalarda açtıkları sahte hesaplarla kendilerini askerlik arkadaşınız, eşinizin-çocuğunuzun yakın bir arkadaşı veya uzaktan bir akrabanız gibi tanıtarak başının belada olduğunu, acilen paraya ihtiyacı olduğunu bildiren mesajlarla, belirli bir adrese para yollamanızı isteyerek kişileri mağdur edebilecekleri uyarısı yer almaktadır.

Türk Ceza Kanunu madde 207 (1) de “bir özel belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek ve kullanmak” olarak tanımlanan özel belgede sahtecilik suçu sosyal medyada, bir şeyin taklidinin gerçekmiş gibi sunulduğu dijital belge ve bilgilerin sahteciliği ile işlenmektedir.

Türk Ceza Kanunu’ndaki sosyal medya aracılığı ile işlenebilen suçlara devamla, madde 216’da “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir  kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almakta olup son zamanlarda sosyal medyada ortaya çıkan “trolleme” (sosyal medyada bilgileri çarpıtmak, konuları saptırmak) olgusu bağlamında ve kimi zaman da paylaşılan nefret söylemleri ile bu maddeye aykırılıklar meydana gelebilmektedir. Milyonlarca kişinin kullandığı Twitter, Facebook, YouTube vd. sosyal medya ağları kullanıcılarının bu nitelikteki paylaşımları ile, hoşgörüsüzlük, önyargılar ve basmakalıp klişelerden kaynaklanarak insanların etnik kökenleri, ırkları, dinleri, mezhepleri,  ideolojileri, cinsiyetleri, fiziksel durumları vb.  aidiyetleri nedenleriyle aşağılandığı nefret söyleminin üretilebildiği, yayılabildiği, teşvik edilebildiği ortamlar haline gelebilmektedir. Paylaşılan bu nitelikteki yorumlar, haberler, videolar ile anlamsız tartışmalar çıkararak kitleleri birbirine düşürmek suretiyle kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlike oluşturulması halinde 216. madde uyarınca suç oluştuğu açıktır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya üye olma fiilleri esasında işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından birer hazırlık hareketi olmasına rağmen; korudukları hukuki yarar da göz önüne alınarak kanun koyucu tarafından Türk Ceza Kanununun (TCK) 220. maddesinde müstakil birer suç olarak düzenlenmiştir. TCK’nın 220. Maddesinin  birinci  fıkrasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme suçu”, ikinci fıkrasında “suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçu” müstakil birer suç olarak düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında ise örgütün silahlı olması cezayı artıran nitelikli bir hal olarak yer almıştır. 220. maddenin sekizinci fıkrasında ise  “suç örgütünün propagandasını yapma” fiili müstakil bir  suç olarak düzenlenmiştir. Suç örgütünün propagandasını yapmaya ilişkin  bir başka hüküm ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinin ikinci fıkrasıdır.

Suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi durumunda cezanın yarı oranında artırılacağı öngörülmüştür. Basın veya yayın yoluyla ibaresi  TCK’nın 6. maddesinin (g) bendinde: “Her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” olarak tanımlanmıştır. Basın ya da yayın organının yerel, bölgesel ya da ulusal çapta olmasının nitelikli hali n uygulanması bakımından herhangi  bir önemi yoktur. Bu seçeneklerin her birinde bu nitelikli hal oluşacaktır. Televizyon, radyo, gazete, dergi, kitap, telefon, bilgisayar gibi kitle iletişim araçları kullanılarak gerçekleştirilen fiiller bu nitelikli hal kapsamında değerlendirilecek ve ceza yarı oranında artırılacaktır. TCK’da basın ve yayın yoluyla tanımında “her türlü kitle iletişim aracıyla” ifadesi kullanıldığı için günümüzde çok yaygın olarak kullanılan çeşitli sosyal medya ağları üzerinden bu suçun işlenmesi durumunda da bu nitelikli hal oluşacaktır.

Sosyal medya araçları ile çocuklarla iletişime geçen yetişkinlerin, çocukları açık saçık, yakışıksız sesli, yazılı ya da görsel verilere maruz bırakmaları ise Türk Ceza Kanunu madde 226/1’de yer alan “bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri vermek ya da bunların içeriğini göstermek, okumak, okutmak, dinletmek, bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen göstermek, sergilemek vb.” eylemi olarak tarif edilerek hükme bağlanmıştır. Çocukları müstehcen ses, yazı ya da görüntüye maruz bırakmanın dışında; müstehcen ses, görüntü ya da yazı içeren içerikte çocukları kullanmak da suçtur (Türk Ceza Kanunu madde 226/3). Türk Ceza Kanunu madde 226/2’de ise “müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlamak veya yayınlanmasına aracılık etmek” müstehcenlik suçu olarak düzenlenmiş olup  “yayın yolu ile” kavramına internet ve  sosyal medya da dahildir.

Gelişen bilim ve teknolojiye paralel olarak, bu alana yönelik yapılan hukuki düzenlemelerin yanı sıra bilinçli bir sosyal medya kullanıcısı olma yolunda toplumsal bazda sosyal medya okuryazarlığının artırılmasının, kullanıcıların bu alanın kendine özgü yapısı bağlamında sağladığı olanaklarla beraber içerdiği riskler ve sakıncalar hakkında farkındalıklarının sağlanmasının da sosyal medya alanında yaşanan hukuki sorunların çözümüne büyük ölçüde katkı sağlayacağı ise tartışmasızdır.

Sosyal medya ürünlerinden özellikle facebook, instagram ve benzer mecralarda yapılan tüm yazı, yorum, video, resim ve paylaşımlar  her zaman iz bırakır. Telefonlarımızdan veya bilgisayarlarımızdan sildiğimizi düşündüğümüz tüm bilgilerimiz özellikle sosyal medya yazılımlarından asla silinmez ve delil olarak uzmanlarca kolaylıkla ortaya çıkarılabilir.  Hızla artan siber suçlarla  hızla artan siber mağduriyetlerin temel arkasındaki faktör insanların  bilgi eksikliğidir

 UYUŞTURUCU MADDE KULLANMA VE TİCARETİ

Kanun üretimi izine, satımı doktor reçetesine bağlı uyuşturucu ve uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü maddeyi uyuşturucu madde saymıştır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde, bir yandan onu kullanan kişinin bedensel  ve ruhsal yapısını olumsuz yönde etkileyip bozar, bir yandan oluşturduğu bozukluğun doğacak çocuklarına da kalıtım yoluyla geçmesine neden olur.       Öte yandan, uyuşturucu ve uyarıcı maddeye bağlı duruma gelen kişiler, bu maddeyi elde edebilmek için yada  uyuşturucu ve uyarıcı maddenin yarattığı çöküntü ile değişik suçların süjesi haline gelebilmektedir.

Çocuklara anlatılması gereken en önemli husus aile vb sorunlarından kaçış yönteminin uyuşturucu madde olamayacağı, bir sorunun başka ve daha büyük bir sorunla aşma çabasının hayatı olumsuz etkilemek ve mutlak mutsuzluktan öteye gidemeyeceğini anlatmaktır. Ayrıca uyuşturucu madde ticareti gibi uyuşturucu madde kullanma ve bulundurmakta suçtur.             Uyuşturucu madde kullanan bir çok kişi ve çocuk nasıl arınacaklarını ve kurtulacaklarını bilememektedir.  Ayrıca haklarında adli tahkikat yapılmasından da korkmaktadırlar. Bu konularda sivil toplum örgütleri ve kamu kurumlarının aydınlatma yükümlülüğüne yerine getirmeleri gerekmektedir.

Oysa 5237 sayılı TCK 191 madde  özetle  ”   Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.

(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.

(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;

  1. a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
  2. b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
  3. c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,

hâlinde, hakkında kamu davası açılır.

(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.” şeklindedir.

Yani yasa koyucu uyuturucu madde  kullanan bireyi cezalandırmak yerine onun sağlına ve topluma kazandırmak konusunda bir düzenleme öngörmüştür.

Kullanan kişi çok kısa sürede kimi zaman iledir ki ilk  kullanımdan sonra bağımlı haline geleceğinden temin temek maksadıyla satıcı halinde de gelebilmektedir. Bu suç 5237 sayılı TCK nin 188. Maddesi uyarınca 10 yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılacaktır ki bu bir kişinin gençliği cezaevinde geçirmesi ve hayatının olumsuz olarak değiştiği anlamı taşıyacaktır.

ÖRNEK VAKA

Çocuk A nın uyuşturucu madde kullandığı, ergenlik sorunları yaşayan B nin kız arkadaşından ayrıldığı, A nın temin ettiği esrarı arkadaşı B ye kafasını dağıtacağını söyleyerek verdiği, B nin bu şekilde uyuşturucu maddeye başladığı, temin etmeyi kolaylaştırmak için sonrasında satmaya yöneldiği, 12 gr uyuşturucu maddeyi iki paket halinde gizli soruşturmacıya sattığı, bu şekilde yakalanan B nin nöbetçi mahkemece tutuklanması olayında, B nin aslında suç olduğunu ve bu denli hayatını etkileyeceğini bilse idi, asla o ilk maddeyi kullanmayacağı, okuduğu, gelecek planları  olduğu, ancak yeterli bilince sahip olamaması nedeniyle hayatının asla tahayyül edemeyeceği bir başka yöne evrildiği, he ne kadar pişman olsa da uyuşturucu ticareti suçunun niteliği ve ceza alt ve üst sınırı nazara alındığında  hem sağlık açısından hem de  alacağı olası ceza açısından telafisi imkansız sonuçlarının olduğunun bilinmesi suç oluşmasının önlenmesi noktasında önem  arz etmedir.

ÖRNEK VAKIA

 

Olay tarihinde Akşehir İlçe Jandarma Komutanlığı’nca Konya-Ankara karayolunun üzerinde yapılan kontroller sırasında 06 AT… plaka sayılı ……..firmasına ait otobüsün bagajında ……..değişik İş sayılı kararına istinaden yapılan aramada; aynı otobüste muavin olarak çalışan suça sürüklenen çocuğa ait yaklaşık 8.400 gr miktarında esrar ele geçirildiği, ele geçirilen maddenin esrar olduğunun belirtildiği, Ankara Kriminal Polis laboratuvarı müdürlüğünün raporunda; suça sürüklenen çocuktan ele geçirilen eşyanın, uyuşturucu maddelerden “Tetrahydrocannabinol” ihtiva eden ve esrar elde etmeye elverişli hint keneviri bitkisi olduğunun, elde edilebilecek toplam esrar miktarının 3122.8 gram olduğunun belirtildiği, suça sürüklenen çocuğun alınan savunmasında özetle; …… isimli otobüs firmasında muavin olarak çalıştığı, otobüste ele geçirilen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu, bu uyuşturucuyu otogar yakınında bir yolda bulduğunu, bu İzmir ilinde satmak amacıyla yanına aldığını beyan ederek suçunu ikrar ettiği, Ankara Kriminal Polis laboratuvarı müdürlüğü raporu, suça sürüklenen çocuğun bahse konu uyuşturucunun kendisine ait olduğu ve bunu satmak için bulundurduğuna dair ikrarı, ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı ve şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan araçta ele geçirilmesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ele geçen uyuşturucu miktarının, kişisel kullanımın üzerinde olduğu hususları ile tüm deliller birlikte göz önüne alındığında 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 31/3 . maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanık Birol’un esrar kullandığını bildiği arkadaşı Mehmet ‘i telefon ile arayarak ve mesaj atarak kendisinde esrar maddesinin bulunduğunu satabileceğini söylediği bunun üzerine Mehmet isimli şahsın arkadaşlarını yanına alarak …….meydanında sanık Birol ile buluştuğu sanığın Mehmet’e 40 TL karşılığında esrar satmaya çalıştığı sırada olay yerinde ring faaliyetini ifa eden 7042 koldu polis ekibinin 3 şahıstan şüphelenmesi üzerine bu şahısların yanına yaklaştığı sanık Birol’un panikleyerek elinde bulunan 9 parça halinde satışa hazırlanmış gazete kağıdına sarılı esrar maddesinin olay yerine park halinde bulunan aracın altına attığı ayrıca sanığın yapılan üst aramasında bir miktar esrar maddesinin daha ele geçirildiği bu şekilde 10 parça halinde ele geçirilen esrar maddelerinin hassas tarlı ile yapılan tartımında daralı ağırlıklarının 3,80gr, 3,90gr, 4,00 gr, 4,20gr, 4,60gr, 4,90gr, 4,22gr, 3,80gr, 4,45gr, 4,10gr (toplamda 36,85gr) olduğunun anlaşıldığı, paketleme miktarlarının birbirine yakın olması ve olayın oluş ve işleyiş şeklinden olayda sanığın esrarları satmak amacıyla bulundurduğu belirlenmiş olup,  sanığın üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan TCK ‘nın188/3. maddesi gereğince cezalandırılması gerekmektedir.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL

Her insanın kendine ait bir özel hayat çevresi vardır. Bu, bireyin küçük dünyasını oluşturur ve devlet müdahalesine karşı korunmuştur. Her demokratik hukuk devletinde fertlere, maddî ve manevî varlıklarını istedikleri gibi geliştirip şekillendirebilecekleri özgür bir yaşam alanı tanınır.

İnsan hayatının esas itibariyle iki yönünün bulunduğu kabul edilir. Bunlar hayatın genel ve özel yönleridir; hayatın özel yönü de özel hayat ve hayatın gizli alanı olmak üzere ikiye ayrılır.

Hayatın genel yanı, herkes tarafından bilinip girilen, en dış ve genel alandır. Bu nedenle korunacak bir gizliliği veya sırrı bulunmadığından, konumuz bakımından bir özelliği yoktur.

Her bireyde mevcut olan ölçülülük ve edep duygusu, insanın maddi ve manevi varlığının korunması ve gelişmesi için bir zorunluluk olup, özel hayatın gizliliği olmaksızın kişi özgürlüğünden de söz edilemez. Özel hayatın gizliliği, varlığımızın özgür olmasının görünümlerinden biridir.

Özel hayat ise istenirse ancak en yakın bir veya birkaç kişiyle paylaşılabilen, esasen gizli olan, nispi  sırlar barındıran bir alandır. Özel hayat bedeni ve manevi bütünlüğünü de içerir. Hayatın özel yanı her hukuk devletinde koruma altına alınmıştır.

 

 

Özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 134.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, kişilerin özel hayatını ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat arttırılır. Özel hayat, kişinin hayatının kendisine sakladığı, kamuya kapalı olan ve göz önünde yaşamadığı bölümüdür. Örneğin, bir kimsenin evinin gizlice gözetlenmesi, posta kutusunun, cep telefonunun karıştırılması, deneme kabininde veya soyunma kabininde gizlice görüntü çekmek, sevişme görüntülerini kaydederek müştekinin rızası hilafına başkalarına göndermek, sanık ile mağdurun MSN’de görüşme yaptıkları sırada sanığın mağdurun rızası dışında mağdurun soyunması veya hal ve hareketlerini kaydetmesi veya başkalarına vererek ifşa etmesi, sanık ile müşteki arasındaki özel yaşamlarına ilişkin mesaj metinlerinin başkaları ile paylaşılması, sanık tarafından müştekinin resminin çekilmesi, özel hayatın çıplak gözle seyredilmesi veya dinlenilmesi örneğin sevişen çiftlerin seyredilmesi veya sevişen çiftlerin konuşmalarının veya nefes alış verişlerinin dinlenmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.

 

ÖRNEK VAKIA

Sanığın, sokakta kol kola yürüyen mağdurlar Dilara ve Yasemin’i arkadan ve yakın mesafeden takip edip, elindeki ucu delik poşete yerleştirdiği video kayıt özelliği bulunan fotoğraf makinesi ile etek giymiş olan mağdur Dilara’nın etek altı ve bacak, pantolon giymiş olan mağdur Yasemin’in ise, vücudunun bel ve kalça bölgesine ait video görüntülerini çekerek kaydettiği sırada, kendisini daha önceden fark ederek takip etmekte olan sivil polisler tarafından yakalandığı olayda; mağdurların fiziksel mahremiyetini içeren görüntülerini çekerek kaydeden sanığın eyleminde, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmış olup, sanığın cezalandırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanığın, cinsel yakınlık boyutuna varan arkadaşlık ilişkisi içerisine girdiği mağdureyle cinsel ilişkiye girdiği sırada, onun bilgisi dâhilinde, kamera sistemi çalışır taşınabilir telefonuyla çekim yapıp, elde ettiği mağdurenin çıplak vaziyetteki sevişme görüntülerini, mağdurenin rızası olmaksızın, tanık Mehmet’in internet adresine göndermesi ve Mehmet’in bu görüntüleri seyretmesi şeklinde gelişen olayda, mağdurenin özel hayatına ilişkin görüntülerinin yayılmasına sebebiyet veren sanığın 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesi gereğince cezalandırılması gerekmektedir.

ÖRNEK VAKIA

Sanığın, şikâyetçinin, fiziksel mahremiyetini içerir resimlerini, rızası dışında, çalıştığı kuruma gönderip, yayması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 134/2 maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.

ÖRNEK VAKIA

 

Şikayetçinin, sanal ortamda tanışarak samimi arkadaşlık ilişkisi içerisine girdiği sanığa internet aracılığıyla çıplak resimlerini gönderdiği, sanıkla şikayetçinin arkadaşlıklarının sona ermesi üzerine, sanığın, şikayetçiye ait çıplak resimlerle oluşturduğu CD örneğini, şikayetçinin çalışmakta olduğu okula gönderdiği olayda,sanığın 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesi gereğince cezalandırılması gerekmektedir.

.HAKARET

Hakaret suçunun temel unsuru bir kişinin onur, şeref veya saygınlığına saldırıdır. Hakaret fiillerinin cezalandırılması ile korunan yarar, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki diğer şahıslar nezdindeki itibarıdır. Hakaret suçu, bir kişiyi rencide edici bir ithamda bulunulması veya kişiye sövmek suretiyle onurunun kırılması durumlarında oluşur. Bu suç, mağdura belirli bir fiil yada olgu isnat edilmesi yoluyla işlenebilir. Örneğin, bir kişiye fuhuş isnadında bulunulması halinde hakaret suçu oluşacaktır. Burada somut fiil ya da olgunun gerçek olup olmamasının suçun işlenmiş olması bakımından bir önemi yoktur. Mağduru küçük düşürücü bir fiili aşağılamak kastıyla itham olarak söyleyen kişi hakaret suçunu işlemiş sayılır. Örneğin, öğrencilerin öğretmen için “rüşvetçidir, parayla not veriyor, parayla dersi geçiriyor” demesi, hakaret suçunu oluşturur. Hakaret suçunun işlenmesi halinde faile üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Hakaret suçu, somut olgu isnadıyla işlenebileceği gibi sadece sövmek suretiyle de işlenebilir. Örneğin bir bayana yönelik “fahişe,orospu” diye veya aynı anlama gelecek argo bir tabirle seslenilmesi olayını ele alalım. Burada bayana fuhuş olgusu isnat edilmiş olmasa bile, şeref ve saygınlığına yönelik bir saldırı olduğu için sövme fiili gerçekleşmiştir. Dolayısıyla fiili gerçekleştiren hakaret suçunu işlemiştir ve cezalandırılacaktır. Hakaret suçunun oluşup oluşmadığı irdelenirken failin yaptığı hareket ve sözlerin mağdurun şeref ve haysiyetini sarsacak nitelikte olup olmadığına bakılır. Sarf edilen söz mağduru rencide edecek ve itibarını zedeleyecek bir söz ise, hakaret suçunun oluştuğu kabul edilir. Sövme, bir kimseye somut bir ithamda bulunulmaksızın onur ve haysiyeti incitici beyanlarda bulunmasına denilmektedir. Yani sövme fiilinin gerçekleşmesi için kişiye somut bir olay isnat edilmesi veya bir ithamda bulunulması gerekmez. Örneğin bir kişiye “orospu”, “fahişe”,“hırsız”, “rüşvetçi”, “adi herif” gibi tabirler kullanmak bu bağlamda hakaret suçunun oluşması için yeterli olacaktır. Kişiye” hırsız” diye hitap edilirken gerçekten hırsızlık isnadında bulunulmuş olmasa bile hakaret suçu oluşacaktır ve sözü sarf eden cezalandırılacaktır. Ancak isnat edilen fiil olgusu ispatlanmışsa faile ceza verilmeyecektir. Örneğin “hırsız” ifadesine muhatap kalan bir kişinin gerçekten hırsız olduğu ispatlanmışsa sözü söyleyen hakaret etmiş olmayacaktır ve burada hakaret suçu oluşmayacaktır. Küfür içeren sözler her zaman için hakaret suçunu oluşturacaktır. Yani bir başkasına sinkaf içeren bir küfür sarf eden kişi hakaret suçunu işlemiştir. Bir kişiye yönelik soyut yakıştırmalar da hakaret kapsamındadır. Örneğin, bir kimseye” serseri, alçak, hırsız, rüşvetçi, ahlaksız, terbiyesiz, hayvan, sahtekâr ya da beden engelini açığa vurularak, kör,şaşı, topal,sakat veya bir hastalık yakıştırılarak AİDS’li , paranoyak, deli , psikopat “denilmesi hakaret suçunu oluşturmaktadır. Aynı doğrultuda olmak üzere kişiyi toplum huzurunda küçük düşürmeye yönelik siyasi bir düşüncenin sırf rencide etmek amacıyla izafe edilmesi, örneğin “faşist”, “komünist” veya “irticacı” denmesi de hakaret suçunu oluşturur. Hakaret suçu huzurda hakaret ve gıyapta hakaret olarak iki farklı şekilde işlenebilir. Huzurda hakaret suçun fail muhatap alınarak işlenmesidir. Bunun anlamı sadece yüz yüze gelerek söylemek değildir. Hakaretin mağdur tarafından doğrudan öğrenilmesi, mağdura doğrudan yöneltilmiş olması huzurda hakaret suçunun işlenmiş olması için yeterlidir. Hakaret suçu mağduru muhatap alan sesli, görüntülü veya yazılı bir iletiyle işlenmişse yine huzurda hakaret olarak cezalandırılacaktır. Yani bir kimsenin yüzüne doğrudan hakaret etmek veya telefon, mesaj, elektronik posta, mektup vs yollarından birisiyle hakaret etmek fiilleri huzurda hakaret suçunu oluşturacaktır. Gıyapta hakaret ise kişiye hazır bulunmadığı bir ortamda veya doğrudan öğrenemeyeceği bir surette hakaret edilmesi durumunda söz konusu olacaktır. Gıyapta hakaret fiilinin cezalandırılabilmesi için, hakaretin en az üç kişi muhatap alınarak yapılması gerekir. Yani fail, en az üç kişilik bir grubun doğrudan duyabileceği veya görebileceği bir şekilde bir kimseye hakaret etmişse gıyapta hakaret suçu oluşur.

Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.

Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaretten bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı ya da benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte ya da daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.

Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.

Hakaret suçu ister huzurda ister ihtilatlı olsun, alenen işlenmişse verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Yani hakaret fiili mağdur dışında birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda gerçekleştirilmişse fail daha ağır bir cezaya çarptırılır. Örneğin okulda, sınıfta, öğretmenler odasında, internet ortamında, facebook veya twitter yoluyla işlenirse ceza arttırılır.

Hakaret suçu nitelikli unsurlardan birinin kapsamına girecek bir şekilde işlenmişse verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Söz konusu nitelikli unsurlar hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini inancı yaşama, açıklama veya siyasi düşünce ve kanaatlerini açıklamasından dolayı veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi durumlarıdır. Bu unsurlardan en az bir tanesi olayda oluşmuşsa faile verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan fazla olmalıdır.

ÖRNEK VAKIA

Mehmet ile Hakan dershane çıkışında evlerine gitmek için Kadıköy’de otobüs sırası beklerken arkadan gelen Gürkan sıraya girmeden otobüse binmeye çalışınca aralarında tartışma yaşanmış ve Gürkan, Mehmet ve Hakan’a ‘size mi soracağım, çekilin önümden şerefsizler’ demiş, Gürkan’ın söz konusu eyleminin TCK’nın 125/1 maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu anlaşılmakla 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

ÖRNEK VAKIA

Çamlıca Kız Lisesi’nde öğrenci olan Burcu, yakın arkadaşı Sevda’nın sevgilisi Faruk ile Sevda’dan gizlice buluşmuş ve bu durumu öğrenince sinirlenen Sevda, Burcu’ya bütün sınıfın önünde ‘sevgilimden uzak dur kaltak’ demiş, Sevda’nın bu eyleminin TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu anlaşılmakla 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca suçun bütün sınıfın önünde alenen işlenmesi sebebiyle cezasının 1/6 oranında arttırılmasına karar verilmiştir.

ÖRNEK VAKIA

Sanık Ramazan’ın iş yeri camındaki tadilat var yazısını yırtıp buruşturarak çöpe attığı, müşteki Hatice’ye hitaben ” terbiyesiz karı, dalağını sinkaf ederim” diyerek hakarette bulunduğu anlaşılmakla, sanığın 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

  1. CENGİZ APAYDIN

CUMHURİYET SAVCISI