Hukuk toplumdaki ilişkileri düzenleyen ve uyulmaması bir yaptırıma bağlanan kurallar bütünüdür. Hukuk toplumdaki barışı amaçlayan bir düzen olup hukukun temel amacı, gerek bireysel gerek toplumsal çıkar çatışmalarını gidererek toplumsal düzen ve barışı sağlamaktır. Bu nedenle ana hedefleri barışı, düzeni, güvenliği ve eşitliği sağlamak olan hukuk, toplum içinde yaşamanın bir güvencesidir[1]. Diğer bir ifadeyle, hukuk, insan davranışlarını düzenleyen kurallar bütünüdür. Hukukun amacı, toplumda barış ve güvenliği sağlamak, bireysel çıkarları güvence altına almak, uyuşmazlıkları çözmekte başvurulacak akılcı ve güvenilir muhakeme kuralları koymaktır. Hukuk kurallarının diğer toplumsal davranış kurallarından farkı, yaptırımı(devletin zor kullanma gücünün) bulunması ve uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğini göstermesidir[2].

Hukuk, insanların bir arada yaşamasını sağlayan kurallar grubunun en önemlisidir; tüm sosyal kurallar gibi, ortak aklın ve ortak tecrübelerin ürünüdür. Toplumsal yaşam insanlar için bir zorunluluktur; insan doğası gereği yaşamını tek başına değil, diğer insanlarla birlikte toplum içinde sürdürür. Birlikte yaşamak ancak belirli kurallara bağlanarak mümkün hale getirilebilir. İnsanlık, toplu yaşamın başlangıcından bu yana, deneyip yanılarak, düşünüp uygulayarak, ortak aklı ile kurallar oluşturmuş, bunların akılcı olmayanlarını değiştirmiş, akılcı olanlarını uygulamış, bu suretle toplumsal yaşamı en akılcı ve en verimli hale getirmeye çabalamıştır. Bu kurallardan en önemlisi hukuk kurallarıdır; hukuk kuralları, toplumsal yaşam için olmazsa olmaz olanlardır.

Hukuk kuralları anlam olarak her zaman “insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almaya yönelik olarak bilimin ışığında olması gerekeni” ifade ederler. Hukuk kuralları ya belirli bir şeyin yapılmasını emreder ya belirli bir şeyin yapılmasını yasaklar ya da belirli bir şeyin yapılmasına izin veya yetki verir[3]. Hukukun genel olarak amacı;  eşitlik temelinde toplumda yaşayan bireylerin temel hak ve özgürlükleri koruyarak toplumsal ve bireysel gelişmeyi sağlamak için yaptırımlar yoluyla düzen oluşturmaktır.

İnsan hakları evrensel olup doğuştan kazanılır. Bu haklara insan, bir ülkenin vatandaşı olduğu için değil, doğuştan insan olması nedeniyle sahiptir. İnsan hakları,  etnik köken, din, mezhep, inanç, ırk, kültür,  renk, cins, dil gibi herhangi bir ayırım gözetmeksizin yeryüzünde yaşayan bütün insanların, devlet tarafından bahşedilmemiş olup sırf insan oldukları için sahip bulundukları, devredilemez, vazgeçilemez temel haklar ve özgürlüklerinin, birbirlerine karşı ve devlete karşı demokratik toplumun gerekleri ölçüsünde korunmasını içerir.

İnsan hakları insan onurunu korumayı, insanın maddi ve manevi gelişmesini sağlamayı amaçlayan haklara son birkaç yıllık tarihi süreç içinde insanın en doğal hakları olarak düşünülmektedir. İnsan hakları, insanın doğuştan var olan hak ve özgürlükleridir; ancak kişi, toplum halinde yaşamak amacıyla, bu hak ve özgürlüklerini topluma devretmiş ve böylece belli yasal güvencelere sahip olmuştur[4]. Devlet milletin örgütlenmiş hali olup temel hedefi evrensel hukuk ilkeleri ışığında bireysel hak ve özgürlük alanlarını geliştirmek ile hukuk güvenliğini sağlamaktır.

Haklar, kamu hakları ve özel haklar olarak ikiye ayrılırlar. Yaşama hakkı, kişi güvenliği hakkı,  vücut dokunulmazlığı hakkı,   mülkiyet hakkı,  çalışma hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, cinsel dokunulmazlık hakkı , din, mezhep ve inanç özgürlüğü,  felsefi düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü,  gösteri ve yürüyüş yapma özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, dernek kurma ve sosyal güvenlik  hakları en önemli insan hakları arasında yer alır. Bu haklara dokunulamaz, yok edilemez, devredilemez; bunlar yalnızca özüne dokunmamak koşulu ile demokratik toplumun gereklerine uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlama da yargı makamlarının denetimi altında olmak zorundadır[5].

Kimi insan hakkı; yaşam hakkı, çevre hakkı ve barış hakkı gibi “hak” biçiminde dile getirilir. Kimi insan hakkı da; örgütlenme özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğü gibi “ özgürlük” olarak kendini tanımlar. Bu iki kavram genellikle birlikte, çoğu kez birbiri ile aynı anlamda ve birbiri yerine kullanılır. Ancak söz konusu kavramlar yakın ilişkili olmakla birlikte, aynı anlamda değildirler[6].

Temel hak ve özgürlükler, niteliklerine göre; ulusal güvenliğin, ülkenin ekonomik çıkarlarının, kamu sağlığının, genel ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ya da kamu düzeninin korunması, suçluluğun önlenmesi gibi nedenlerle, demokratik toplumun gereklerine uygun bir şekilde ve yasal dayanağının bulunması koşulu ile sınırlanabilecektir. Devletler olağanüstü durumlarda bile, insanlık onuruna ve insan haklarına saygı göstermek zorundadırlar.

İnsan haklarının korunması ile geliştirilmesi, demokratik hukuk devletinin gelişmesi ve ceza hukuku açısından vazgeçilmezdir. Küreselleşme ile beraber ortaya çıkan, ekonomik, iletişim, sağlık, güvenlik alanlarında karşılıklı bağımlılık, ırkçılık, terörizm, sermaye hareketleri, toplumlar ve devletlerarasındaki gelir dağılımındaki eşitsizlikler, toplumlar ve bireyler arasındaki eğitim ve bilinç farklılıkları, din, tarikat ve mezhep savaşları veya egemenlik savaşlarındaki değişen stratejiler, barış ve insan uygarlığı açısından büyük tehlikeler ve zararlar oluşturmaktadır. Ceza hukukunun temelinde insan hakları bulunmaktadır. Ceza hukuku, insan hakları ve barışın gelişmesine hizmet eder. Çünkü suç genel olarak kanuni tipe uygun hukuka aykırı zarar veya tehlike yaratılmak suretiyle toplumsal barışın bozulmasıdır. Ceza hukukunda suç ve suçlularla mücadele etmek suretiyle suç işlenmesinin önlenmesi amaçlandığından, toplumsal barışın bozulması da önlenmiş olacaktır. Uygar toplumlar, insan haklarını gerçekleştirilmesi ve korunup kollanması gereken en yüksek toplumsal bir değer saymaktadırlar.

  1. CENGİZ APAYDIN

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET SAVCISI

CEZA HUKUKU BİLİNCİ TV

HUKUK VE ADALET BİLİNCİ TV

cezahukukubilinci.org

[1] Gözübüyük  A, Şeref: Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, Turhan Kitapevi, 24. Baskı, Ankara, 2005, 1-3.

[2] Keyman, Selahattin, Hukukta Bir Tanım Denemesi, Prof. Dr. Akif Erginay’a 65 Yaş Armağanı, Ankara 1981, 7.

[3] Gözler, Kemal, Hukuka Giriş, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa 2006,  21.

[4] Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan/Sancaktar, Oğuz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, T.C Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Ankara 2004,  9.

[5] Gözler, Kemal, Hukukun Temel Kavramları, 3. Baskı,  Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa 2006, 86-87.

[6] Kaboğlu, İbrahim, İnsan Hakları, Yeni Günden, S: 27, Ağustos 1985, 22.