1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.

(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.

(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(8) Bu madde hükümleri; a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, d) Kamu yararına çalışan dernekler, e) Kooperatifler, f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.

(9) Bu madde hükümleri;

  1. a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine, b) Uluslararası veya uluslar üstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere, c) Uluslararası veya uluslar üstü parlamento üyelerine, d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dâhil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere, e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere, f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslar üstü örgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.

(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte; a) Türkiye’nin, b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun, c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin, d) Türk vatandaşının, tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

            Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Madde 253- (1) Rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

            Etkin pişmanlık

Madde 254- (1) Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(2) Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(3) Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(4)  Bu madde hükümleri, yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz.

  1. GENEL OLARAK

Rüşvet suçuna verilen ceza ile özelden genele birey, toplum ve devletin korunması amaçlanmaktadır. Rüşvet toplum düzenini ve devletin işleyişini bozmaktadır. Rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine karşı işlenen diğer suçlarla aynı olup, toplum nezdinde devletin, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasası’nda yer aldığı üzere tarafsız, objektif olduğu; herkese karşı dürüst ve eşit davrandığı yönündeki inancını korumayı, devlet fonksiyonlarının kamu görevlilerine sağlanan çıkar neticesinde satın alınabileceğine yönelik anlayışın oluşmasını engellemeyi, bu şekilde, toplumda, kamu görevlilerinin satın alınamaz olduklarına yönelik inancı korumayı amaçlamıştır[1].

Rüşvet suçu, bir kamu görevlisiyle başka bir kişinin kamu görevi kapsamındaki bir işin yapılması veya yapılmamasına yönelik haksız menfaat teminine yönelik anlaşmadır.  Rüşvet suçu iki tarafı gerektiren bir suç tipidir.  Bir kişinin rüşvet aldığı iddia ediliyorsa rüşvet verenin de dava konusu edilerek dosyaların birlikte görülmesinde ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde maddi gerçeğe ulaşmak açısından hukuki ve fiili yarar bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir: “. Hudut Bölük Komutanlığına bağlı… Hudut Karakolunda askerlik hizmetini yapan sanıklar P.Er ….’nin gümrük kaçağı mal geçişine göz yumma karşılığında R.. isimli şahıstan menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemleri nedeniyle haklarında rüşvet alma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; Rüşvet suçu, bir karşılaşma  suçu  olduğundan,  çok  failli  suçlardan  olup,  bir tarafta  rüşvet verenin, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı, rüşvet veren ve alanın aynı amacın gerçekleşmesini hedefledikleri, esasında veren ve alan açısından tek bir suç olduğu, bu itibarla aynı olaya ilişkin farklı kararlar verilmesinin önüne geçmek, uygulama birliğini sağlamak, her iki davada adil sonuç çıkmasını temin etmek ve suç niteliğinin tayini bakımından; kaçakçılık eylemine göz yumulması için rüşvet verdiği iddia olunan R… hakkında suç tarihi itibarıyla 5607 sayılı Kaçakçılık Yasası’na muhalefet suçuna ilişkin olarak açılmış bir soruşturma veya dava olup olmadığının tespitiyle varsa bu evrak ile R…hakkında rüşvet verme suçundan açılan davada verilen hükmün Dairemizin 17/02/2022 tarihli ve 2018/6206 Esas, 2022/1943 karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verildiği UYAP sisteminde yapılan sorgulama neticesinde anlaşılmakla, anılan davada karar verilmişse kesinleşmiş karar suretinin temin edilerek dosya arasına alınmasından, derdest ise davaların birleştirilmesinden sonra bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, yasaya aykırılık oluşturmaktadır”[2].

Rüşvet alma suçu özgü suç olup ancak kamu görevlileri tarafından işlenebilir.  Ancak TCK’nın 252/8. maddesine göre, a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, d) Kamu yararına çalışan dernekler, e) Kooperatifler, f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de rüşvet suçu gerçekleşmiş olur[3].

5237 sayılı TCK’nın, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlaması durumunda da 6352 sayılı Yasa’dan önceki haliyle 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama” suçunun oluşacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilecekleri ayrıca rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerekir[4].

Rüşvet alanında da verenin de cezası aynıdır[5]. Rüşvet suçunda sadece kamu görevlisi değil, menfaati sağlayan birey de suçun failidir. Bu suç tıp ceza hukuku alanında, bir doktorun zaten yapmak zorunda olduğu bir şeyi yapmak ya da yapmamak zorunda olduğu şeyi yapmamak için hasta veya yakınlarından menfaat temin edilmesi şeklinde işlenir. Örneğin, üroloji uzmanının, sünnet için sevkli gelen hasta için yakınlarından para alması, yapmaya mecbur olduğu şeyi yapmak için haksız menfaat temin etmesi rüşvet suçunu oluşturmaktadır. Doktorun hasta veya yakınını bu menfaati sağlamak hususunda manevi olarak zorlaması ise irtikap suçunu oluşturmaktadır[6].

Menfaatin taşınır veya taşınmaz olması ya da cinsel menfaat kapsamında olması fark etmemektedir[7]. Belirli bir işin yapılması veya yapılmaması amacı söz konusu olmaksızın, kamu görevlisine hediye verilmesi rüşvet suçunu oluşturmamaktadır[8]. Yapılması ya da yapılmaması amaçlanan şeyin kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması gerekmekte olup görev alanına girmeyen bir işin yapılması amacıyla menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet suçu oluşmayacaktır[9]. Diğer bir ifadeyle, rüşvet verilen veya rüşvet verileceğine yönelik vaatte bulunulan kamu görevlisi, rüşvete konu menfaati almaya yetkili olmalıdır. Eğer rüşvete konu olan menfaatin teminine yönelik eylem kamu görevlisinin görev alanına girmiyorsa rüşvet suçu oluşmayacaktır[10].

Menfaatin suçun oluşmasında az veya çok olmasının herhangi bir önemi bulunmamakla birlikte, yine de cezalandırılmaya müstahak bir ağırlıkta olması gerektiği düşünülmektedir. Rüşvet suçunun varlığı açısından somut olayda sağlanan menfaatin maddi değerinin tam olarak tespit edilmesi gerekmemektedir[11].

Rüşvet verme veya alma suçlarında zarar gören sadece hazine olmayıp somut olayın özelliklerine göre zarar gören kamu tüzel kişiliğinin belirlenmesi gerekir[12].

  1. SORUŞTURMAYA İLİŞKİN KORUMA TEDBİRLERİ

Bu suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe varsa, tutuklamaya sevk edilmelidir. Soruşturma aşamasındaki ifade sırasında şüphelilerin müdafisi yoksa CMK’nın 151/3. maddesi gereğince alt sınırı 5 yılı geçtiği hallerde müdafi görevlendirilmelidir.

  1. EYLEM

Suçun fiil unsurunu, alan kişi bakımından rüşvet alma, veren kişi bakımından rüşvet verme oluşturur. Ayrıca her iki taraf açısından rüşvet konusunda anlaşmaya varılması suçun tamamlanmış olması açısından yeterlidir[13]. Anlaşma ile sonuçlandıktan sonra anlaşma yönünde yapılan teklifin hangi taraftan geldiğinin önemi olmayıp, diğer tarafında teklifi kabul etmesiyle anlaşma meydana gelmiş olacaktır[14]. Rüşvet anlaşması gibi önceden yapılmış bir anlaşma olmaksızın, iş yapıldıktan sonra kamu görevlisinin menfaat temin etmesi durumunda rüşvet suçu oluşmayacaktır. Anlaşma, rüşvet suçuna konu menfaatin temin edilmesinden önce veya en geç menfaatin temin edilmesi anında yapılmış olmalıdır[15]. Rüşvet anlaşmasının, iki tarafın da baskı veya herhangi bir dış etkene bağlı olmaksızın, özgür iradeleri ile gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Tarafların anlaşma konusundaki rızalarının, serbest iradelerinin ürünü olması gerekmektedir. Rızalarının cebir, tehdit, hile ve baskı dolayısıyla elde edilmiş veya kişi hataya düşürülmüş ise rüşvet anlaşması gerçekleşmiş sayılmayacaktır[16].

Rüşvet suçunun menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanacağı ancak kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılmasının da suçun oluşumu için yeterli olacağı açıktır[17].

Suçun oluşması bakımından amaçlanan şeyin yapılması veya yapılmamasının önemi bulunmamaktadır. Menfaat temin edildikten veya rüşvet anlaşması yapıldıktan sonra, yapılması istenen işin yapılmamış olması söz konusu olabilir ancak bu durumun suçun oluşmasına etkisi bulunmamaktadır. Yarar sağlanmış veya taraflar arasında anlaşmaya varışmış olması halinde suç tamamlanmış olmaktadır. Bu durumda anlaşmaya uygun olarak gerçekleştirilen işin ayrı bir suç oluşturması halinde söz konusu suç rüşvet suçu içinde erimeyerek ayrıca soruşturulması ve cezalandırılması gerekmektedir[18].

Cebir boyutuna varmayan ancak belli bir işin yapılmasına veya yapılmamasına yönelik haksız menfaat yönelik davranışlar irtikâp suçunu değil rüşvet suçunu oluşturmaktadır. Eylem ve söylemlerin cebir boyutuna ulaşıp ulaşmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir: “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikâp suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dâhil olduğu, manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanıkların öğreti ve uygulamada kabul edildiği gibi Yasa’nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla cebri irtikâp suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, katılanlara yönelik mahkemece oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerinin zincirleme şekilde rüşvet alma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması, yasaya aykırılık oluşturmaktadır”[19].

  1. MANEVİ UNSUR

Suç doğrudan kast ile işlenebilir. Taksirle işlenemez. Rüşvet alma suçunun faili olan kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmaması için kendisine haksız menfaat teklif edildiğinin bilincinde olmalıdır[20].

  1. İŞTİRAK

Rüşvet suçu çok failli bir suç olup faillerin karşılıklı eylemleri iştirak kapsamında olmayıp rüşvet verme veya alma suçu olarak ayrı ayrı değerlendirilmektedir.  Rüşvet alma suçu özgü suç kapsamında olduğundan sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilmekte olup ancak  TCK’nın  38. maddesindeki azmettirme ve 39. maddesindeki yardım etme suretiyle iştirak halleri uygulama alanı bulmaktadır. Rüşvet verme veya teklif etme suçları özgü suç kapsamında olmadığından herkes tarafından işlenebilmekte olup TCK’nın 37, 38 ve 39. maddelerindeki haller uygulanabilmektedir.

Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır. Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

  1. TEŞEBBÜS

Rüşvet suçu, kamu görevlisine menfaatin temin edilmesi ile tamamlanacaktır. Ancak rüşvet konusunda kişilerin anlaşmaya varmaları halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. Suç konusu menfaatin temin edilmemiş olmamasına rağmen rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde rüşvet suçu tamamlanmış gibi failler cezalandırılacaktır. Kural olarak bu suça teşebbüs mümkündür.

  1. İÇTİMA

Rüşvet veren ya da alan kişinin her seferinde aynı suç işleme kararı kapsamında değişik tarihlerde aynı kişilere yönelik işlenmişse TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Aynı olay kapsamında farklı işlemler yapmaları şartıyla tek fiil ile birden fazla kimseye rüşvet verme veya alma eylemi ise TCK’nın 43/2. maddesi kapsamında yine zincirleme suç kapsamında değerlendirilecektir. Rüşvet teklif etme suçunda müştekilerin aynı hukuki işlemi yapmamalarına yönelik bir eyleme ilişkin olması halinde müştekilerin birden fazla olması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanamaz.  Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir: “Sanık rüşvet verme eylemini birlikte görev yapan şikâyetçilere yönelik aynı anda gerçekleştirmiş olsa da amacının hakkında yapılacak idari işlemi engellemek olması nedeniyle eyleminin hukuki anlamda tek fiil oluşturması karşısında, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir”[21].

Rüşvet alma suçu görevi kötüye kullanma suçunun özel nitelikteki bir hali olup her iki suç birden işlenemez. Rüşvet alma suçunun resmi veya özel belgede sahtecilik suçu ile birlikte işlenmesi halinde gerçek içtima kuralları gereğince her iki suçtan da fail cezalandırılacaktır.

Rüşvet suçu ile irtikâp suçu birbirinden farklıdır. İrtikâp suçunda doktor ile hasta/hasta yakını arasında bir anlaşma yoktur. İrtikâp suçu tek taraflı olup rüşvet suçu iki taraflı bir suçtur. İrtikâpta fail sadece doktor iken, rüşvette hem doktor hem hasta/hasta yakınıdır. İrtikâpta yarar sağlayan cezalandırılmazken, rüşvette yarar sağlayan da cezalandırılır[22]. Rüşvette etkin pişmanlık olduğu halde, irtikâpta etkin pişmanlık yoktur. İrtikâp edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu suçun daha az cezayı gerektiren bir hal olarak düzenlenmesine rağmen rüşvette böyle bir hal bulunmamaktadır[23].

  1. GÖREVLİ MAHKEME

Bu suç bakımından görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Ceza Muhakemesi Kanunu(CMK) madde 12 fıkra 1’e göre, davaya bakma yetkisi, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

  1. ZAMANAŞIMI

Rüşvet suçunda zamanaşımı 15 yıldır. Dava zamanaşımı belirlenirken eylemin doğru nitelendirilmesi çok önemlidir. Rüşvet suçu, görevi kötüye kullanma, irtikâp veya ihaleye fesat karıştırma suçları ile bazen karıştırılmakta unsurları iç içe geçmektedir[24].

  1. SORUŞTURMA VE DELİLLENDİRME

Suç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturulur. Takibi şikâyete bağlı değildir.  Cumhuriyet savcısı şikâyet, ihbar veya başka bir suretle suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrendiği anda gerekli araştırma ve delil toplama sürecini tamamlayarak kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde ederse iddianame düzenler.  Kamu görevlisi için soruşturma izni gerekmemektedir. Uzlaştırma, ön ödeme veya seri muhakeme usulü uygulanamaz.

Rüşvet suçları bireysel ve toplumsal gelişmenin önündeki en büyük engellerden biri olup demokratik bir hukuk devletinde rüşvet suçlarıyla mücadele bir devlet politikası haline dönüştürülmelidir. Rüşvet suçlarının takibindeki en önemli delil menfaatin tespiti ile izlenmesi ve kimler arasında paylaşıldığının teknik ve bilimsel delillerle ortaya konulmasıdır.

Rüşvet suçu CMK’nın 135. maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olup rüşvet suçu kapsamında usulüne uygun olarak ele geçirilen deliler olan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme tedbirleri uygulanmasına ilişkin mahkeme kararlarına istinaden gerçekleştirilen iletişimin denetlenmesi ve fiziki takip sırasında elde edilen deliller katalog suçlardan olmayan suçlarla ilgili dosyalarda hukuka uygun delil olarak kabul edilemez ve dosyadan çıkarılması gerekir[25].

Sulh Ceza Mahkemelerince 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarına istinaden gerçekleştirilen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında tespit edilen ve katalog suçlardan olan rüşvet verme suçuna ilişkin görüşme içeriklerinin 5271 sayılı CMK’nın 138. maddesi uyarınca tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, ilgili maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhal bildirilir” şeklindeki düzenleme uyarınca,  söz konusu görüşmelerin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, hukuka uygun şekilde elde edildiğinin anlaşılması halinde adli emanete alınan iletişimin tespiti tutanaklarının onaylı birer örneğinin denetime olanak verecek şekilde dosya arasına alınması, hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde ise bu deliller dışlanmak suretiyle dosya kapsamındaki diğer delillerin değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekir[26].

Rüşvet suçlarına ilişkin soruşturma kapsamındaki delillendirmenin hukuka uygun yöntemlerle yapılması gerekir. Özellikle suçüstü yapılması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından çok önemlidir. Teknik takip ve iletişimin tespiti veya izlenmesi hallerinde de soruşturma konusuna odaklanarak faillerin davranışlarının belirlenmesi gerekir. Soruşturma kapsamındaki sadece failin ikrarı yeterli olmayıp ikrarın doğruluk derecesinin de araştırılması şarttır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir: “Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli, 2015/9-669 esas ve 2016/38 sayılı kararında işaret edildiği üzere, ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve bundan doğacak sonuçları bilip bilmediği, ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği, şüpheden arınmışlığını ve belirliliğini zayıflatacak biçimde ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, somut olaydaki ikrarın delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesinin gerektiği nazara alındığında, iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetilip bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması yasaya aykırılık oluşturmaktadır[27].

DOÇ. DR. CENGİZ APAYDIN

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET SAVCISI

CEZA HUKUKU BİLİNCİ TV

GENÇLİK CEZA PLATFORMU

HUKUK VE ADALET BİLİNCİ TV

cezahukukubilinci.org

 

[1]  Artuk, Mehmet Emin/Gökcen Ahmet/ Yenidünya Ahmet Caner, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 13. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, 1033.

[2]  Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 19. 12. 2022 tarihli, 2019/3230 esas ve 2022/14591 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[3] Hakeri,  Tıp Ceza Hukuku, 312.

[4] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 18. 12. 2022 tarihli, 2019/2831 esas ve 2022/14344 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[5] Tezcan/Erdem/Önok, 18. Baskı, 1304.

[6] Hakeri,  Tıp Ceza Hukuku, 313.

[7] Özbek ve diğerleri, 1024.

[8] Tezcan/Erdem/Önok, 18. Baskı, 1305.

[9] Yaşar Osman/Gökcan Hasan Tahsin/Artuç Mustafa, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 6. Cilt, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014,  7626

[10] Özbek ve diğerleri, 1025.

[11]Artuk/Gökcen/Yenidünya, 1050.

[12] “2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca Boğaziçi İmar Müdürlüğünün ayrı kamu tüzelkişiliğine sahip olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Suç tarihlerinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünde görev yapan sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet almaya teşebbüs suçlarından kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasa’nın 17 ve 18. maddelerine göre ilgili kamu kurum veya kuruluşlarının bu suçun zarar göreni oldukları, bu itibarla CMK’nın 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Boğaziçi İmar Müdürlüğünün dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği, diğer yandan aynı Kanun’un 260/1. maddesine göre kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada ilgili kurumun duruşmadan haberdar edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın ve hükmün Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosya içine konulmasından, aksi halde anılan tebligat noksanlığının giderilmesi ile tebellüğ belgesinin ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden, hükmün temyiz edilmesi halinde ise bu konuda ek tebliğname düzenlenmesinden sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine  07/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi”. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 07. 12. 2022 tarihli, 2018/11889 esas ve 2022/14315 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[13] Tezcan/Erdem/Önok, 18. Baskı, 1305.

[14]  Gökcan, Hasan Tahsin, Görevi Kötüye Kullanma, Zimmet, Banka Zimmeti, İrtikâp, Rüşvet Suçları ve Kamu

İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2008, 556

[15] Artuk/ Gökcen/ Yenidünya, . 875

[16] Yaşar/ Gökcan/Tahsin, .7638

[17] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 08. 12. 2022 tarihli, 2021/11745 esas ve 2022/14345 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[18] Meran, Necati, Zimmet Rüşvet İrtikâp ve Görevi Kötüye Kullanma Suçları, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2012,

295.

[19] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 15. 12. 2022 tarihli, 2019/6128 esas ve 2022/14582 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[20] Tezcan/Erdem/Önok, 15. Baskı, 887

[21] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 23. 01. 2023 tarihli, 2019/9439 esas ve 2023/344 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[22] Hakeri,  Tıp Ceza Hukuku, 315-316.

[23] Özbek ve diğerleri, 1050.

[24] Rüşvet suçunun menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanacağı ancak kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılmasının da suçun oluşumu için yeterli olduğu, buna karşılık tüm dosya kapsamına göre rüşvet anlaşmasının her türlü kuşkudan uzak ve kesin bir şekilde ispatlanamadığı nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanık M…’ya isnat olunan fiillerin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3. maddesine mümas görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ayrıca doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olan sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun’un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suçlara iştirak suçunu oluşturacağı, diğer yandan suça konu ihaleler nedeniyle kurum zararı oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanıklara isnat edilen ihaleye fesat karıştırma eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nın 6459 sayılı Yasa’nın 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, bu suçların söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, ihaleye fesat karıştırma ve TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında düzenlenen suç yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 25/02/2013 tarihli mahkûmiyet hükümleri, 257/3. maddesi kapsamında düzenlenen suç bakımından ise 06/06/2012 tarihli son sorgu işleminden itibaren bu sürenin hükümden önce dolduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması, yasaya aykırılık oluşturmaktadır.  Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 08. 12. 2022 tarihli, 2021/11745 esas ve 2022/14345 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[25] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 13. 02. 2022 tarihli, 2021/6080 esas ve 2022/14556 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[26] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 18. 12. 2022 tarihli, 2019/2831 esas ve 2022/14344 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[27] Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin, 07. 12. 2022 tarihli, 2019/3222 esas ve 2022/14314 sayılı kararı (UYAP isimli Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).