RUHSATSIZ SİLAH TAŞIMA VEYA BULUNDURMA SUÇLARINDA EYLEMLER- AVUKAT CENK AYHAN APAYDIN
6136 sayılı yasanın 13/1. maddesindeki suçlar seçimlik hareketli olup 6136 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları satın almak, taşımak veya bulundurmak suretiyle işlenmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir; ”6136 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç, seçimlik hareketli bir suç olup ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ruhsatsız olarak taşımak veya bulundurmak veya satın almak fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi ile suç oluşur”[1].
6136 sayılı yasanın 13/2 maddesindeki suçlar seçimlik hareketli olup ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silahın, mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların sayı veya nitelik bakımından vahim olması halini içermektedir. 6136 sayılı yasanın 12/4. Maddesine göre, ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik, dürbünlü, susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların miktar bakımından vahim olması hali olarak kabul edilmektedir. 6136 sayılı yasanın 12/4. Maddesi gereğince vahim nitelikte sayılan Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Bunlara ait Mermileri Satın Alma veya Taşıyanlar veya Bulundurma suçundan eylemlerine uyan 6136 sayılı yasanın 13/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, ele geçirilen ruhsatsız tabanca sayısı ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak hüküm kurulmaktadır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Dava dosyası kapsamına göre, olay tarihinde K.. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan önleme arama kararı kapsamında, sanıkların araçlarının durdurulduğu, sanıkların şüpheli hareketleri nedeniyle gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında K.. Cumhuriyet Başsavcılığından alınan yazılı arama ve el koyma kararına istinaden sanıkların aracında yapılan aramada 4 adet ruhsatsız tabanca ele geçirildiği, sanıkların ruhsatsız tabanca taşımak ve bilerek aracılık etme suçunu işledikleri iddiasına ilişkin olarak; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, 18.09.2022 tarihli olay, arama, muhafaza altına alma, el koyma ve yakalama tutanağı, 18.09.2022 tarihli el koyma tutanağı, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.11.2022 tarihli uzmanlık raporu, sanıkların savunmaları, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların iştirak halinde vahim nitelikte ruhsatsız ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alma, taşıma, bulundurma suçunu işledikleri şeklindeki Mahkeme kabulünde, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlenmesinde, dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle teşdiden ceza tayin edilmesinde, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edilmekle, sanık İbrahim müdafii ve sanık Şi…müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır”[2].
6136 sayılı yasanın 13/3 maddesindeki suçlar seçimlik hareketli olup ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulmak suretiyle işlenmektedir.
Bir adet ruhsatsız silah ve mermi taşıma eylemi 6136 sayılı yasanın 13/1. maddesine aykırılık olup bir adet ruhsatsız silah ve mutat sayıdaki mermileri bulundurma eylemi ise 6136 sayılı yasanın 13/3. maddesine aykırılık suçunu oluşturmaktadır. Mermiler mutat sayıda değilse eylem 6136 sayılı yasanın 13/1. maddesine aykırılık suçunu oluşturmaktadır.
Yargıtay son kararlarında bulundurulan ruhsatsız silahın daha önce satın alınıp taşındığı kabulü üzerinden sanığın ruhsatsız silah taşımak suçundan mahkumiyeti yönündeki kararları[3] ceza hukukuna egemen ilkelere açıkça aykırı olup yakalama tarihinde silah evde veya işyerinde bulunduruluyorsa ruhsatsız silah bulundurmak suçundan sanığın cezalandırılması gerekir. Yargıtay’ın böyle durumlarda eylemin ruhsatsız silah taşıma suçu oluşturacağı yönündeki kabulü ruhsatsız silah bulundurma suçunun uygulanma ihtimalini fiilen ve hukuken ortadan kaldırmaktadır. Oysa her suçun hukuken korunan bir menfaati olduğu gibi cezanın ölçülü ve orantılı olması ile eyleminin kanunilik sınırları içerisinde kalması şarttır.
Yargıtay’ın içtihat değişikliği yaptığı diğer bir kararda şöyle denilmektedir” Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanığın işletmecisi olduğu işyerine ilişkin yapılan ihbar üzerine usulüne uygun olarak alınan arama kararı doğrultusunda arama yapıldığı, sanığın üst ve işyerinde gerçekleştirilen arama sonucunda, sanığın üzerinde ve işyerinin odasında kasada olduğu tespit edilen tabanca ve mermilerin ele geçirildiği, bu tabanca ve mermilerin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz ancak vahim nitelikte olmayan silah ve fişeklerden olduğu somut olayda; sanığın atılı yasak silah taşıma suçunu işlediğinin 18.03.2015 tarihli kriminal rapor, sanığın aşamalardaki ikrar içeren savunmaları ve tüm dava dosyası kapsamına göre sabit olması karşısında, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir”[4].
6136 sayılı Kanun’un 12. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya iş yerinde bulundurulması hâlinde ise fail 13. maddenin üçüncü fıkrası gereğince cezalandırılır. Ancak anılan fıkranın uygulanması için öncelikle söz konusu tabancanın satın alındığının ve/veya taşındığının sabit olmaması gerekmektedir. Aksi hâlde failin eyleminin aynı maddenin 1. fıkrası kapsamında kaldığı kabul edilmelidir[5].
6136 sayılı Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrasında seçimlik hareketli olarak düzenlenen suçun ateşli silahlarla bunlara ait mermileri ruhsatsız olarak taşımak veya bulundurmak veya satın almak fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi ile oluşacağı cihetle; aşamalarda benzer şekilde suça konu silahı satın aldığına yönelik savunmada bulunan sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesinde düzenlenen ruhsatsız ateşli silah satın alma suçunu oluşturacaktır[6].
Yargıtay’ın eyleminin 6136 sayılı Kanun’un 13/4. maddesinde düzenlenen pek az sayıda mermi taşıma suçunu oluşturduğuna ilişkin bir kararında şöyle denilmektedir” Yerel Mahkemece, “…olay tarihinde görevli polis memurlarının bir araçtan silah atıldığının ihbarı üzerine olay yerine gittikleri ve sanığın Connect marka … *** plakalı park hâlindeki kapıları açık aracın içerisinde olduklarını gördükleri, yine sanığın yere bir şey attığını gördüklerini yapılan kontrolde suça konu ruhsatsız taşınması ve bulundurulması yasak tabancanın ele geçirildiği böylece sanığın atılı ruhsatsız silah taşımak suçunu işlediği” kabul edilmiş ise de; suça konu silahın olay tarihi olan 06.07.2012 tarihinde değil 17.10.2012 tarihinde gerçekleşen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama olayının şikâyetçisi olan S… isimli şahısta ele geçirildiği, o olayın şüphelisi olan F..isimli şahıs ile adı geçen şikâyetçi silahın aidiyeti hususunda karşılıklı olarak birbirlerini suçladıkları ancak sanığa ilişkin bir bilgi vermedikleri, sanığın alınan el svaplarında atış artıklarına rastlanmadığı, suça konu 10 adet 9 mm MKE fişek ile 2 adet 9 mm MKE kovan üzerinde vücut izi tespit edilebilmesi için yapılan inceleme sonucunda söz konusu fişek ve kovanlar üzerinden herhangi bir iz elde edilemediği, olay sırasında sanığın tek başına olmadığı, yanında haklarında ruhsatsız ateşli silahlarla bunlara ait mermileri taşıma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen tanıklar N…ve İ…’in de bulunduğu, bu anlamda suça konu silahın bu kişilerden birisi tarafından da taşınmış olabileceği ve sanığın aşamalarda tutarlı bir şekilde suça konu silah ile bir ilgisi olmadığını savunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet ruhsatsız ateşli silah taşıma suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı ve in dubio pro reo ilkesi gereğince oluşan bu şüpheden sanığın yararlanması gerektiği anlaşılmakla sanığa isnat edilen ruhsatsız ateşli silah taşıma eyleminin sabit olmadığı, ancak 10 adet ateşli silah mermisi taşıdığı kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağı ve tanık Hüseyin’in beyanı ile sabit olan sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun’un 13/4. maddesinde düzenlenen pek az sayıda mermi taşıma suçuna uyduğu ve hukuki durumunun da buna göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmelidir”[7].
AVUKAT CENK AYHAN APAYDIN
[1] YCGK’nun 16. 04.2025 tarihli, 2022/8-533 esas ve 2025/170 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[2] Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 25. 11. 2025 tarihli, 2025/2238 esas ve 2025/9229 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[3] Olay tarihinde sanığın iş yerinde yapılan aramada dava konusu ruhsatsız tabanca ve mermilerin ele geçtiği, sanığın alınan savunmasında söz konusu tabanca ve mermileri Zeytinburnu ilçesinde tanımadığı bir şahıstan aldığını ve kendisini korumak için iş yerinde bulundurduğunu beyan ettiği olayda, sanığın ruhsatsız tabancayı satın aldıktan sonra taşımak suretiyle iş yerine getirdiği ve iş yerinde bulundurmaya başladığı göz önüne alındığında, eylemine uyan 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşmek sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 9. 12. 2025 tarihli, 2024/22556 esas ve 2024/9450 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[4] Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 24. 10. 2024 tarihli, 2024/17528 esas ve 2024/8049 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[5] YCGK’nun 16. 04.2025 tarihli, 2022/8-533 esas ve 2025/170 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[6] YCGK’nun 16. 04.2025 tarihli, 2022/8-533 esas ve 2025/170 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[7] YCGK’nun 26. 02.2025 tarihli, 2022/8-63 esas ve 2025/97 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).


