BİLİŞİM SİSTEMİNE HUKUKA AYKIRI
OLARAK GİRME VEYA SİSTEMDE KALMA SUÇU
Bilişim sistemine hukuka aykırı
girme veya orada kalma suçu, bilişim suçlarının en yaygın olanıdır. Bilişim
sisteminin ve verilerin dokunulmazlığını ihlal, öncelikle bilişim sistemine girmeyi
ve/veya orada kalmayı gerektirmektedir. Bilişim sistemine hukuka aykırı girme
veya orada kalma sistemdeki verilerin güvenliğine, işleyişine ve/veya
gizliliğine zarar vermekte olup çok ciddi tehlikelere sebebiyet
verebilmektedir.
Ekonomik, sosyal ve teknolojik alanda yaşanan
hızlı gelişim ve değişim nedeniyle bilişim sistemlerinin kullanıldığı alanlar
artmakta olup çeşitli şekillerde bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme veya
orada kalmaya devam etme eylemleri sonucunda hem bilişim sistemine yetkisiz
erişim suçu hem de ceza hukukumuzda düzenlenen diğer bilişim suçları
işlenebilmektedir. Bilişim sistemine
hukuka aykırı girme veya orada kalma eylemleri, verilerin temin edilmesi veya
verilerin öğrenilmesi amacıyla yapılabileceği gibi sırf meraktan veya failin
kendisini tatmin etmeye yönelik olarak test etmesi amacıyla da
gerçekleştirilebilir. Bilişim sistemine yetkisiz erişim eylemi, sadece ekonomik
ve özel yaşama ilişkin nedenlerle olmayıp casusluk, siyasi veya terör saikiyle
de gerçekleştirilebilirler.
Bilişim
alanındaki gelişmelerin hukuk alanında da önemli birtakım sorunlara neden
olduğu aşikârdır. Nitekim bu alanda yaşanan gelişmelerle birlikte fikri
mülkiyet, haksız fiil veya özel hayat gibi çok önemli hukuksal kavramların
tanımları ya da anlayış biçimleri değişmiştir. Örneğin bu alanda ortaya konulan
özellikle yazılıma ilişkin ürünler üzerindeki haklar bakımından bunların
korunması sorunu ortaya çıkmış, bunlara verilen zararlara bağlı olarak haksız
fiil algısı veya suç tanımları yeni bir boyut kazanmış, bilişim sistemlerine
kaydedilen verilere izinsiz ulaşılması, verilerin öğrenilmesi ve/veya
verilerin kullanılmasına bağlı
olarak kişisel veri, ekonomik veri,
ticari veri veya özel hayat kavramının yeniden ele alınması gerekmiştir[1].
Ceza hukuku açısından bilişim alanındaki suçlar bu hukuk dalının en
güncel ve en hızlı değişim gösteren konularından birini oluşturmaktadır.
Nitekim bilişim alanında yaşanan gelişmelere bağlı olarak daha önceden hiç
öngörülemeyen ve dolayısıyla suç tipleri arasında düzenlenmeyen birtakım yeni
fiiller ortaya çıkabildiği gibi, mevcut suç tipleriyle öngörülen fiillerin
yeni yöntemlerle işlenmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda yasa
koyucunun da bu alanda görülen gelişmelere paralel olarak mevcut düzenlemelerini değiştirmesi ya da
yeni düzenlemeler yapması gerekmektedir. Aksi takdirde ortaya çıkabilecek
hukuki boşluklar, sosyal hayatta önemli sorunların yaşanmasına neden
olabilecektir[2].
Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme
veya sistemde kalma suçu verilerin hızla geliştiği ve önem arz ettiği dijital
dünya açısından özel hayatın korunması, haberleşmenin gizliliği, malvarlığı
hakları gibi farklı hukuki yararları korumaları nedeniyle hem bilişim suçları
hem de bilişim aracılığıyla işlenen suçlar ile açısından temel bir suç tipini
oluşturmaktadır. Bu sebeple bilişim sistemine girme suçunda yer alan terim ve
ifadelerin ele alınması suçta ve cezada kanunilik ilkesi açısından bir
gereklilik bulunmaktadır[3].
Ceza hukuku alanında çalışan hukukçuların bilişim sistemine yetkisiz
erişim suçunun unsurlarını anlayabilmesi için bilişim kavramı, bilişim sistemi
ve bilişim suçlarına ilişkin teknik bilgiyi yorumlayabilecekleri bilgiler
gerekmektedir. Çalışmamızda bilişim kavramı, bilişim alanı ve bilişim suçu
kavramlarını inceleyerek bilişim sistemine girme suçu açısından önem arz eden
bazı terimlerin içerikleri öncelikle tespit edilecektir.
Bilişim, insanların teknik, ekonomik,
siyasal ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı bilginin, özellikle
bilgisayar aracılığıyla düzenli ve akılcı biçimde işlenmesi, her türden
düşünsel sürecin yapay olarak yeniden üretilmesi, bilginin bilgisayarlarda
depolanması ve kullanıcıların erişimine açık bulundurulması bilimidir[4].
Böylece bilişim, hem verilerin işlenmesini hem de bu işlem sonuçlarının aktarılmasını
yani veri içeriğini de içeren bir kavramdır[5].
765 sayılı eski TCK’da yer alan Bilişim
Alanında Suçlara ilişkin düzenlemenin gerekçesinde, “bilişim alanı”ndan kastın “bilgilerin otomatik olarak işleme tabi
tutuldukları sisteme ilişkin alan”
olduğu ortaya konulmuştur[6].5237
sayılı yeni TCK’da ise bilişim sisteminden bahsedilmiş ve 243’üncü maddesinin
gerekçesinde “Bilişim
sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik
işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.” denilerek
konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır[7].
Bilişim
alanı ise, bilgileri depo ettikten sonra
bunları otomatik olarak işleme tabi tutan sistemlerden oluşan alanlardır[8].
Veri-işlem ve veri-iletişim unsurlarını taşıyan araçların bütününe bilişim
sistemi denilmektedir[9].
Bilişim
sözcüğünün kaynağı aynı kökten gelmekte olan Fransızca “informatique”
sözcüğüdür, bu sözcük Türkçe ‘ye çevrilerek “enformasyon” olarak da
kullanılmıştır[10]. Ancak
sonradan bu yabancı kaynaklı sözcük terk edilerek Türkçe karşılığı olan bilişim
sözcüğü kullanılmaya başlanmıştır. Bilgi vermek kökeninden gelen informatique
sözcüğü yerine, bilgi kökeninden gelen ‘”bilişim” sözcüğünün
kullanılması daha uygun bir seçim olmuştur[11].
Bilişim
suçu kavramı, bilişim teknolojisinin ortaya çıkmasıyla ceza hukuku alanında
tartışılmaya başlanılan, kendisine özgü özellikleri olan ve henüz üzerinde
uzlaşma sağlanamayan bir kavramdır[12].
Bu suçlar ifade edilirken değişik kavramlar kullanılmaktadır. Bunlar arasında,
uluslararası alanda en çok kabul görenler, “siber suç” (cyber crime),
elektronik suç (electronic crime), dijital suç (digital crime) ve çoğunlukla da
bilgisayar ya da bilişim suçları (computer -related crime) dır[13].
Bilişim sistemi tabirinden bir veya birden fazla ünitelerden
oluşan ve belirli bir sonuca ulaşmak için işbirliği sistemiyle çalışan ve güvenlik
araçlarıyla da korunan bir bütün anlaşılmalıdır[14]. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere bilişim
sistemi teriminin en temel yansıması bilgisayarlardır. Bilgisayarı diğer
otomatik işlem yapan araçlardan ayırt eden özellik, bilgileri otomatik olarak
işleme tabi tutmasının yanında, genel kapsamlı olarak verileri işleyebilme ve
kullanabilmesidir. Zira otomatik çamaşır makinesi, hesap makinesi ve uzaktan
kumandalı televizyonlarda da bilgileri otomatik işleme tabi tutma özelliği
bulunmaktadır. Ancak bunlar genel kapsamlı olarak verileri işleyebilme
özelliğine sahip olmadıklarından ve sadece tek bir amaca yönelik işlem yapabildiklerinden
bilgisayar ya da bilişim sistemi sayılmazlar[15].
5237
Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun gerekçesinde ise bilişim sistemi kavramı, verileri
toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işleme tabi tutma olanağı veren
manyetik sistemler olarak tanımlanmıştır[16]. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi ise
bilişim sistemini, bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracılığıyla
verilerin otomatik olarak işleme tabi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış
veya benzeşen tek veya toplu tertibat olarak tanımlamıştır[17].
Ceza
hukuku sistemimizde bilişim veya bilgisayar vasıtasıyla işlenen suçlar konusunda
farklı kavramlar
kullanılmaktadır. Bilgisayarlar aracılığıyla işlenen suç ve bilişim suçu[18],
siber suç[19], sanal
suç[20],
internet suçu[21],
bilgisayar suçu[22] ve
bilişim sistemi aracılığıyla işlenen suç[23]
olarak doktrinde yazarlarca değişik kavramlar tercih edilmektedir.
Doktrinde
ve uygulamada kimi zaman bilgisayar suçu ile bilişim suçu birbirinin yerine
kullanılmış, bu konuda ortak bir tanım da yapılamamıştır[24].
Bilişim suçuna ilişkin değişik tanımlar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları
şöyledir: Dülger’e göre,” bilişim suçu verilere ve/veya veri işlemle bağlantısı
olan sistemlere veya sistemin düzgün ve işlevsel işleyişine karşı, bilişim
sistemleri aracılığıyla işlenen suçlar şeklinde tanımlanabilir”[25].
Doğan’a göre, “elektronik bilgi işlem kayıtlarına yasadışı yollarla
erişilmesi veya bu kayıtların yasal olmayan şekilde değiştirilmesi, silinmesi
veya bu tür kayıtlara girilmesi ya da bilgi tecavüzü için hazırlık
yapılması” bilişim suçudur[26].
Erdoğan’a göre, “bilişim sisteminin kendisinin ya da sistem içerisinde bulunan
verilerin hedef alındığı ve bilişim teknolojilerinin kullanılması suretiyle ya
da bilişim araçlarına doğrudan fiziki müdahaleyle işlenen suçlardır”[27].
Ergün’e göre, “bilişim sistemleri ve bilişim teknolojileri kullanılarak bu
sistemlerde ve bilişim ağlarında işlenen suçlar”, bilişim suçlarıdır[28].
Ersoy’a göre ise, bilişim suçları
“bilgisayarı da kapsayan ancak daha geniş olan bilişim araçları ile
işlenen veya bilişim araçlarına karşı işlenen suçlardır”[29].
Taşdemir’ e göre,” bilişim suçu verilere ve/veya veri işlemle bağlantısı olan
sistemlere karşı, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlar şeklinde
tanımlanabilir”[30].
Yazıcıoğlu’na göre, “bilgisayarın konusunu, vasıtasını veya simgesini
oluşturduğu, suç olgusu içeren fiiller” bilgisayar suçudur[31].
Karagülmez’e göre, bilişim suçu” bilişim sistemine yönelik veya bilişim
sisteminin kullanıldığı suç türüdür”[32].
Kurt’a göre, bilişim suçu” verilerin bilişim temelli ve otomatik şekilde
işlenmesi, saklanması, tasnif edilmesi, terkibi ve iletilmesi ile ilgili ve
bilişim alanı içinde işlenen, bir bilgisayar ya da ağına yönelik olarak ya da
onları kullanarak icra edilen her türlü yasadışı haksız eylem” dir[33].
Bilişim
sistemi telefonu, tableti ve bilgisayarı da kapsayan, bir algoritma
doğrultusunda kişilerin zihninde oluşturduğu işlemlerin programlar aracılığıyla
üretilmesine imkân veren, kullanıcıların erişimine açık olarak verilerin
düzenli ve otomatik şekilde işlenmesi, saklanması ve aktarılmasını sağlayan
sistemlerdir. Her gün bilişim sistemi olarak sayılabilecek yeni teknolojik
gelişmelerin getirdiği yazılım ve donanımlar hayatımıza dâhil olmaktadır. Bu
sebeple yapılan bilişim sistemi tanımlarının ışığında yargı mercilerinin suçun
konusunu oluşturan bir sistemin bilişim sistemi olup olmadığıyla ilgili
tereddütte düşmesi halinde bilgisayar veya yazılım mühendislerinden bilirkişi
raporu alınması gerekir[34].
Kanaatimizce sürekli çeşitlenen ve
gelişen teknoloji nedeniyle sınırları belirli bilişim suçları tanımı yapmak zor
olmakla birlikte bilişim suçları,” bilişim sistemlerine yetkisiz olarak
erişimde bulunarak, bilişim sistemleri aracılığıyla bu sistemde yer alan veri
ya da verileri yetkisiz bir şekilde çeşitli saiklerle kendisinin ya da
başkasının yararına kullanma, erişilmez kılma, silme, değiştirme veya bozma
suretiyle işlenen suçlar” olarak tanımlanabilir.
5237
Sayılı Türk Ceza Kanunu bilişim suçlarını “Bilişim Alanında Suçlar[35]”
başlığı altında düzenlemekle yetinmemiş, bilişim sistemlerinin araç olarak
kullanıldığı mevcut suçların nitelikli hali olan suç tiplerine[36]
yer vermiştir.
TCK’da bilişim suçlarının ayrı bir başlık
altında düzenlendiği ikinci kitabın “topluma karşı suçlar” başlıklı
üçüncü kısmının “bilişim sistemlerine karşı suçlar” başlıklı onuncu
bölümünün ilk maddesinde “bilişim sistemine girme” başlığıyla bu suç
tipi düzenlenmiştir. Buna göre: Bilişim
sistemine girme başlığı altında, TCK’nın 243. maddesinde şöyle denilmektedir; (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı
olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya
adlî para cezası verilir. (2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli
karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza
yarı oranına kadar indirilir.(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler
yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.4)
Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında
gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka
aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Bu maddeyle yasa koyucu
“bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak
girme veya orada kalmaya devam etme” eylemini suç haline getirmiştir[37].
Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına,
hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmaya devam etmek fiili suç hâline getirilmiştir.
Sisteme, hukuka aykırı olarak giren kişinin belirli verileri elde etmek
amacıyla hareket etmiş bulunmasının önemi yoktur. Sisteme, doğal olarak, haksız
ve kasten girilmiş olması veya sistemde kalınması suçun oluşması için
yeterlidir. İkinci fıkraya göre, birinci fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli
karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi, bu suç açısından daha
az ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Üçüncü fıkrada, bu suçun
neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. Birinci fıkrada tanımlanan
suçun işlenmesi nedeniyle sistemin içerdiği verilerin yok olması veya değişmesi
hâlinde failin, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılması
öngörülmüştür. Dikkat edilmelidir ki, bu hükmün uygulanabilmesi için, failin
verileri yok etmek veya değiştirmek kastıyla hareket etmemesi gerekir[38].
Dördüncü fıkrada ise yeni bir suç tipi düzenlenmiştir.
TCK’nın 243. maddesindeki düzenleme
ile Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde öngörülen “hukuka
aykırı erişim” düzenlemesine paralellik sağlanmaya çalışılmıştır[39].
Sözleşmenin 2. maddesi “Her taraf, iç hukukuna uygun olarak, bir bilişim
sisteminin tamamına veya bir kısmına kasten ve haksız olarak erişimi suç haline
getirmek için gerekli görülen yasal tedbirleri almayı kabul eder” şeklinde
düzenlenmiştir. Ancak öğretide de haklı olarak belirtildiği üzere[40],
243’üncü maddenin 1’inci fıkrasındaki “sisteme girmek” ile
“orada kalmaya devam etmek” hareketleri arasındaki “veya”
bağlacının “ve” bağlacına dönüştürülmesi, bir başka deyişle suçun
oluşumu için yalnızca sisteme girilmesinin yeterli olmayıp, sistemde kalmaya
devam edilmesinin aranmasından sonra bu suç tipinin Siber Suç Sözleşmesi’nin 2.
maddesiyle paralellik taşıdığını söylemek güçleşmiştir[41].
Ancak doktrinde aksi görüşler de ileri sürülmüştür. Yazarlara göre, Siber Suç
Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde yetkisiz erişim, kasten ve hukuka aykırı bir
şekilde bir bilgisayar sisteminin tamamına veya bir kısmına girilmesi şeklinde
düzenlenmiştir. Diğer bir deyişle, AKSSS’de sistemde kalmak aranmamıştır. Ancak
söz konusu maddeye göre, yetkisiz erişim suçunu taraf devletler ceza
mevzuatında düzenlerken çeşitli ek unsurlara yer verebileceklerdir. Bu ek
unsurlar, güvenlik önlemlerinin ihlal edilmesi suretiyle işlenebileceği,
verinin elde edilmesi ya da diğer gayri meşru bir niyetle sisteme girilmesi ya
da bilgisayar ağları vasıtasıyla birbirine bağlı bilgisayar sistemleri
aracılığıyla işlenebileceği şeklinde sıralanmıştır. Yani, AKSSS’ nin 2’nci
maddesiyle taraf devletlere mevzuatlarında, bilgisayar veri ve programlarına
hukuka aykırı olarak erişimi yaptırım altına alma yükümlülüğü getirilirken,
nelerin yasal olup olmayacağı konusu ile suçun oluşum koşullarını belirlemede
taraf devletlere takdir yetkisi tanınmaktadır. Bizim kanun koyucumuz bu noktada
tercihini sistemde kalmayı da aramaktan yana kullanmıştır[42].
Bilgisayar veri ve sistemlerine
yapılan izinsiz giriş, aynı zamanda, “bilgisayara tecavüz”, “kod
kırma” ya da “bilgisayar korsanlığı” olarak da tanımlanır[43].
Bu suçla bilişim sistemlerine izinsiz müdahale eden (hacker) şahısların
faaliyetlerinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Burada sistemin donanımsal
yanı değil, fakat soyut yanı olarak da nitelendirebileceğimiz, verilere,
programlara veya yazılımlara erişilmesinin, müdahale edilmesinin önüne
geçilmesi hedeflenmektedir[44].
Hukuka aykırı olarak bilişim sistemine girme suçu ile bir nevi engelleme suçu
yaratılmak istenmektedir. Zira bilişim suçlarının büyük çoğunluğu sisteme
girilmek suretiyle başlamaktadır. Bilişim sistemlerine hukuka aykırı olarak
girme, sonrasında sistem ve verilerin güvenliğine, gizliliğine, bütünlüğüne
yönelik eylemleri beraberinde getirmektedir[45].
Bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak
girme veya orada kalmaya devam etme suçunun cezalandırılması için
“veri” ele geçirilmesi koşulu yoktur. TCK’nın 136’ncı maddesinde,
kişisel verilerin elde edilmesi ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Bu
fiil ile bir kişi veya kuruluşun çıkarlarına zarar verilmese dahi, bilişim sisteminin
erişilmezliğine yönelik güven ortadan kaldırılmaktadır. Böylece bilişim
sisteminin güvenliği özellikle hacker olarak tabir edilen şahıslara karşı
korunmak istenmiştir[46].
Bizim de katıldığımız görüşe göre doktrininde “girme” yerine
“erişim” kavramının kullanılmasının uygun olacağı, zira eylemin sanal
bir ortama yönelik olduğu belirtilmektedir[47].
Ancak biz kanuni terim olması açısından bazen “bilişim sistemine girme”
kavramını kullanacağız. Bilişim sistemine hukuka aykırı erişim suçu, bilişim
sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilecek olan
dolandırıcılık veya hırsızlık gibi suçlara ya da doğrudan bilişim suçları olan
TCK’nın 244 ve 245’inci maddelerinde belirtilen suçlara zemin hazırlamakta ve
bir araç olarak kullanılmaktadır.
Bir bilişim sistemine haksız erişim,
bilişim sistemlerinin veya bilişim sistemleri kapsamındaki verilerin gizlilik,
bütünlük, kullanılabilirlik gibi hususları kapsayan güvenliğine yönelen tehdit
ve saldırılar biçimdeki hukuka aykırı fiilleri anlatmaktadır. Bilişim
sistemlerinin korunma ihtiyacının yanında ister ferdi ister kurumsal düzeyde
kullanıcıların rahatsız edilmemesi ve engellenmemesi gereklidir. Yalnızca
sistemine haksız erişimin dahi başlı başına bir suç olarak düzenlenmesi bir
ihtiyaç olarak görülmektedir. Haksız erişim uygulamada, hacking, cracking veya
computer trespass gibi yöntemlerle gerçekleştirilmektedir[48].
TCK’nın 243’üncü maddesinin
dördüncü fıkrasında, bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim
sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik
araçlarla hukuka aykırı olarak izleme eylemi bağımsız bir suç tipi olarak
düzenlenmiştir.
Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak
girme veya sistemde kalmaya devam etme suçu bilişim suçlarının en önemlisini
oluşturmaktadır. Çünkü bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmeden veya
sistemde kalmadan ya da sistemi veya veri akışını izlemeden diğer bilişim
suçlarını işlemek mümkün değildir. Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme
veya sistemde kalmaya devam etme suçlarını önlemenin en etkin yolu güvenlik
önlemlerinin geliştirilmesi ve klasik suçlardaki soruşturma ve kovuşturma
yöntemlerinden farklı yöntemlerle soruşturma ve kovuşturma yapılmasıdır.
Ceza
muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp
bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı,
ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali
öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya
çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan
“bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı
üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi
koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi,
soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar
ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani,
suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını
değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin
bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir
(Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza
Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı).
Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli
şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. “Yeterli
şüphe”, şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan
şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her
türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı
delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek,
delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu
davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun
işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün
olabilirliğidir[49]. Nitekim
Yargıtay’ın kanun yararına bozmaya konu olan aynı doğrultudaki bir kararında
şöyle denilmektedir;” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve
KYB-2022/40839 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre,
karı-koca olan müşteki G..ile şüpheli Z..’ın suç tarihinde aralarında boşanma
davası bulunduğu ve şüphelinin ortak ikamette müşterek çocukları ile birlikte
yaşadığı, şüphelinin müştekinin mailine girerek müşteki tarafından boşanma
davası için hazırlanan “yalancı şahit şikayetin başvurusuna”
şeklindeki belgeye ulaştığı ve belgeyi D.. isimli arkadaşına gönderdiği iddiası
üzerine başlatılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair
karar verilmiş ise de, D…’un erkek arkadaşı olan tanık D..’ün müştekinin
beyanını doğrular nitelikteki beyanı, suça konu belgenin taraflar arasındaki
boşanma davası için müşteki tarafından hazırlanan belge olması ve müştekinin
mailine izinsiz olarak girildiğine dair uyarı içerir Apple görüntüsü
karşısında, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte
bulunduğu, şüphelinin eyleminin atılı suçları oluşturup oluşturmayacağı
hususunun mahkemesince takdir ve değerlendirilmesinin gerektiği gözetilmeden
itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet
görülmemiştir”, şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına
göre tanık D..’ün beyanı, müştekinin mailine girildiğine dair uyarı içerir
Apple görüntüsü karşısında, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını
gerektirir nitelikte bulunduğu, şüphelinin eyleminin atılı suçları oluşturup
oluşturmayacağı hususunun mahkemesince takdir ve değerlendirilmesinin gerektiği
gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde
isabet görülmemiştir”[50].
Bilişim sistemine
hukuka aykırı olarak girme suçunun oluşabilmesi için hukuka
aykırı hareket etme bilinciyle hareket edilmesi şart olup aksi
halde atılı suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerekir.
Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve
bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte
dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın eşi olan katılanın
kendisini aldattığından şüphelenerek katılanın facebook şifresi ile hesaba
girerek buradan farklı erkek isimlerine ait hesaplarla yapılmış olan cinsel
içerikli yazışmaların çıktısını alarak boşanma davasına delil olarak sunduğu
olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 134/2 ve 243/1. maddelerindeki
özel hayatın gizliliğini ihlal ve bilişim sistemine girme suçlarından mahkumiyetine
karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı
kaldırılarak sanığın eylemini mahkemeye delil olarak sunmak üzere
gerçekleştirdiği, bahse konu yazışma ve fotoğrafları üçüncü kişilerle
paylaştığı veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia da ileri
sürülmediğinden, boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan
sanığın eylemlerinde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı
gerekçesiyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca beraatına
karar verilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak
yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm
delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının
dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı
anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında
katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı
Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda
hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, tebliğname’ye
uygun olarak, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına, dava
dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Ankara Batı 5. Asliye
Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye
Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına tevdiine, 16.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi”[51].
Bilişim
sistemini bozma veya engelleme suçları oluştuğunda araç suç olan bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme veya
sistemde kalmaya devam etme suçu oluşmayacaktır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir
kararında şöyle denilmektedir;” Sanığın, katılana ait elektronik posta
adreslerinin şifrelerini kırdıktan sonra ele geçirdiği hesaplardan, katılanla
ticari ilişki içerisinde bulunan yurt dışındaki şirkete, hesap numarasının
değiştiğine ilişkin bilgi yazısı ve kendi hesap numarasını da ekleyerek
oluşturduğu sahte proforma fatura ekli elektronik postaları katılan tarafından
gönderilmiş gibi göndererek menfaat temin etmeye teşebbüs ettiğinin iddia ve
kabul edildiği olayda; sanığın eylemlerinin, bilişim sistemlerinin araç olarak
kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunun yanı sıra, katılana ait
elektronik posta adreslerinin şifrelerini kırıp hesaba izinsiz girdikten sonra
sisteme veri yerleştirmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 244/2. maddesindeki
suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un
243/1. maddesinde düzenlenen bilişim sistemine girme suçundan hüküm kurulması,
hukuka aykırı bulunmuştur”[52].
DOÇ.
DR. CENGİZ APAYDIN
CUMHURİYET
SAVCISI
[1]
Karakehya, Hakan, Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Sistemine Girme Suçu, TBB
Dergisi, S:81, 2009, s. 2.
[2]
Karakehya, s. 2.
[3] Özçelik, Büşra, Bilişim
Sitemine Girme Suçu, İstanbul Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilimi Dalı, Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul 2019, 139.
[4]
Dülger, Murat Volkan, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, 3. Baskı,
Seçkin Yayıncılık, Ankara 2013, s. 63.
[5]
Akbulut, Berrin, “Bilişim Suçları”, SÜHFD., Milenyum Armağanı, Sayı
1-2, C. 8, Konya 2000, 546.
[6] TBMM Tutanak Dergisi, 6.6.1991,
Dönem 18, Y.4, C.61, Birleşim 119-131, (S. Sayısı: 513) s.17.
[7]
Karakehya, s. 8.
[8]
Yargıtay, 11.CD., 07.10.2009 gün, 2009/1616 esas ve 2009/11328 sayılı kararı.
[9]
Taşdemir, Kubilay, Bilişim, Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması ve
Dolandırıcılık Suçları, Cantekin Matbacılık, Ankara 2009, s. 243.
[10]
Yenidünya, Caner/ Değirmenci Olgun; “Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda
Bilişim Suçları”, Legal Yayınevi, İstanbul 2003,27.
[11] Dülger,
s. 61.
[12]
Karagülmez, Ali, Bilişim Suçları ve
Soruşturma- Kovuşturma Evreleri, 5. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2014, s.
53.
[13]Appel,
Edward J, Computer-Related Crime Impact: Measuring TheIncidence and Cost
Jaunary 2004, s. 5. Son zamanlarda, “cyber crime” kavramına eş
anlamlı olarak “hi-techcrime ” yani “yüksek teknoloji suçu
” ve “e-crime ” kavramları da kullanılmaktadır. Bu konudaki en
farklı nitelemelerden birisi ise “multi-jurisdictional crime” “çok
yargısal suçlar” kavramıdır. Bkz. Karagülmez, s. 53-54.
[14] İhsan Erdağ, Ekonomi, Sanayi ve Ticarete
İlişkin Suçlar-Bilişim Alanında Suçlar, http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/makale/100.doc, s.19
[15] Yazıcıoğlu, Y, Bilgisayar Suçları, Alfa
Yayınları, İstanbul 1997, s. 26 vd.
[16] http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr
erişim tarihi: 22.05.2014.
[17] Yılmaz
Sacit; “5237 Sayılı TCK’nın 244. Maddesinde Düzenlenen Bilişim Alanındaki
Suçlar” Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 92, 2011, 63.
[18]
Erdoğan, Yavuz, Türk Ceza Kanunu’nda Bilişim Suçları, Legal Yayıncılık,
İstanbul 2013, s. 47; İçel, Kayıhan,
“Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi Bağlamında Avrupa Siber Suç
Politikasının Ana ilkeleri”, İÜHFM, istanbul, C.LIX S.1 – 2, İstanbul 2001, s.3; Yenidünya/Değirmenci, 31.
[19]Çeken,
Hüseyin, “ABD’de internet Yoluyla işlenen Suçlardan Doğan Ceza
Sorumluluğunun Hukuki Esası” (Çevrimiçi)
http://www.jura.uni-sb.de/turkish/HCeken1.html, 14.12.2003; Tanılır, Mehmet Niyazi,
İnternet Suçları ve Bireysel Mahremiyet, Ankara, Liberte Yayınları, s. 13.
Doktrinde “bilişim suçları” kavramının “siber suçlar” kavramına göre üst bir
kavram olduğu ve siber suçları da içine aldığı ileri sürülmektedir.
Yenidünya/Değirmenci, s. 33.
[20]
Yazıcıoğlu, Yılmaz “Bilgisayar Ağları ile ilgili Suçlar Konusunda Türk
Ceza Kanunu 2000 Tasarısı”, Uluslararası internet Hukuku Sempozyumu 21-22
Mayıs 2001, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi Yayını, 2002, s. 452.
[21]Yenisey,
Feridun “Internet Suçlarının Yeni işleniş Biçimleri”, Uluslararası
internet Hukuku Sempozyumu 21-22 Mayıs 2001, İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi
Yayını, 2002, s.447; Özbek, Veli Özer, “Internet Kullanımında Ortaya
Çıkabilecek Bazı Ceza Hukuku Sorunları”, DEÜHFD, izmir, C.4, S.1, 2002, s.
106-107.
[22] Erem,
Faruk “Bilgisayar Suçları ve Türk Ceza Kanunu”, İBD, İstanbul,
C.LXIX, S.10 – 11 – 12, 1993, s.727 vd
[23] Ünver,
Yener “Türk Ceza Kanunu’nun ve Ceza Kanunu Tasarısının internet Açısından
Değerlendirilmesi”, İÜHFM, istanbul, C.LIX S.1 -2, 2001, s.79.
[24]
Akbulut, s. 550.
[25]
Dülger, s. 69.
[26] Doğan,
Aydın, Emin, Bilişim Suçları ve Hukukuna Giriş, Doruk Yayınları, Ankara, 1992,
s. 27.
[27]
Erdoğan, s. 52.
[28] Ergün,
İsmail, Siber Suçların Cezalandırılması ve Türkiye’de Durum, Ankara 2008,
Adalet Yayınevi, s. 16.
[29] Ersoy,
Yüksel, “Genel Hukuki Koruma Çerçevesinde Bilişim Suçları”, Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilimler Dergisi,C:49S:3-4, Ankara 1994, s. 151.
[30]
Taşdemir, s. 244.
[31]
Yazıcıoğlu, Yılmaz, Bilgisayar Suçları Kriminolojik, Sosyolojik ve Hukuki
Boyutları İle, Alfa Basım, İstanbul 1997, s. 142.
[32]Karagülmez,
s. 57.
[33] Kurt,
Levent, Açıklamalı İçtihatlı Tüm Yönleriyle Bilişim Suçları, Ankara 2005, Seçkin
Yayınevi, s. 53.
[34] Özçelik, 139.
[35]
TCK’nın 243, 244 ve 245. maddeleri.
[36]
TCK’nın 142/2-e ve 158/1-f maddeleri.
[37]
Dülger, s. 318.
[38] TCK’nın 243’üncü
maddesinin gerekçesi.
[39]
Yazıcıoğlu, 2001 Tasarısının Değerlendirilmesi, s. 177. Karagülmez, s. 181.
[40]
Karagülmez, 204.
[41]
Dülger, 319; Karagülmez, 203 vd.
[42]
Erdoğan, s. 120; Dalkılıç, A, “Avrupa Birliğine Uyum Sürecinde Türk Ceza ve
Ceza Muhakemesi Hukuku, Proje Yöneticisi Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu,
İstanbul Barosu Yayınları, İstanbul 2008, s. 207.
[43]
Schjolberg – Hubbard, s. 11(akt-Erdoğan, s. 117).
[44]
Yazıcıoğlu, Yılmaz, “Hackerler Ve
Bilişim Sistemine Girme Suçu (TCK. Md. 243) ”Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer
Armağanı, Türk Ceza Hukuku Derneği Atatürk
Araştırma Merkezi Başkanlığı Yayını, Ankara 2008, C: II, s. 1254.
[45] Taşdemir, s. 255;
Yazıcıoğlu, Y, “Hackerler Ve Bilişim Sistemine Girme Suçu, s. 1254.
[46] Taşdemir, s. 255.
[47] Karagülmez, Bilişim
Suçları ve Soruşturma- Kovuşturma Evreleri, Seçkin Yayıncılık, 5. Baskı, Ankara
2014,s. 204; Artuk /Gökçen / Yenidünya, Türk Ceza Kanunu Şerhi, s.4626-4631;
Erdoğan, s. 117.
[48] Bkz: Karagülmez, s.
197.
[49] Yargıtay 3. Ceza
Dairesi’nin 13.05. 2025 tarihli, 2024/23146 esas ve 2025/14296 sayılı kararı
(UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[50] Yargıtay
12. Ceza Dairesi’nin.24.11 2025 tarihli, 2024/2108 esas ve 2025/8107 sayılı
kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden
alınmıştır.
[51] Yargıtay
12. Ceza Dairesi’nin.16.09. 2025 tarihli, 2023/3261 esas ve 2025/6514 sayılı
kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden
alınmıştır
[52] Yargıtay
11. Ceza Dairesi’nin.17.06. 2025 tarihli, 2022/9541 esas ve 2025/7292 sayılı
kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden
alınmıştır