HAKARET SUÇUNDA SORUŞTURMA

 Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.  Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.  Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.  Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.  Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. Yüze karşı hakaret ve gıyapta hakaret suçu uzlaşma kapsamında olup uzlaştırma bir kovuşturma şartıdır. Uzlaştırma yoluna gidilmeden dava açılamaz. Uzlaştırma yoluna gidilmeden iddianame düzenlenmesi iddianamenin iade sebebidir.

Hakaret oluşturan fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde,  eylem ön ödeme kapsamında olup ön ödeme bir kovuşturma şartıdır.  Ön ödeme yoluna gidilmeden dava açılamaz. Ön ödeme yoluna gidilmeden iddianame düzenlenmesi iddianamenin iade sebebidir.

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret halinde suçun takibi şikâyete tabi olmayıp resen takibi gerekir. 14.11.2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 9.yargı paketi kapsamında TCK m.125/2 maddesinde mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle” veya “dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı”  veya “kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle” veya “alenen” işlenmesi hallerinde ön ödeme uygulanacaktır. Bu değişiklikle, hakaret suçunun TCK’nın 125/2. Maddesindeki hali uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödemekapsamına alınmıştır.

Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını, b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı, c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını, soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.   Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde ön ödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ön ödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde ön ödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek ön ödeme miktarı yarı oranında artırılır.  Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hâkim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer. Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle ön ödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır.  Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde ödenmesi gereken miktar adlî para cezası esas alınarak belirlenir.  Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.

TCK’nın 125/2. maddesi kapsamında işlenen suç ön ödeme kapsamına alınmış olup suçun işlenme tarihlerine göre ön ödeme tarihleri farklılık arz etmektedir. Eğer atılı suç 1 Haziran 2024 tarihinden önce işlenmiş ise ön ödeme miktarı 1.800 TL artı soruşturma giderleri olup atılı suç 1 Haziran 2024 tarihinden sonra işlenmiş ise ön ödeme miktarı 9000 TL artı soruşturma giderleridir. Eğer uzlaşma teklif edilip taraflar uzlaşmış ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecek olup tekrar ön ödeme uygulanmayacaktır. Ancak taraflar uzlaşmamışlarsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenlemeyip ön ödeme önerisinde bulunmak zorundadır. ÖN ödeme de bir kovuşturma şartı olup ön ödeme yoluna gidilmeden iddianame düzenlenirse mahkeme iddianameyi iade etmek zorundadır.

Şikâyet üzerine şüpheli hakkında hakaret suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin şikâyetçiye yönelik paylaşımlarının kolluk tarafından tespit edilmesi ve yapılan kaynak araştırmaları ile bilirkişi raporu sonucunda şüphelinin kimlik ve adres bilgilerine ulaşıldığı hallerde şüphelinin ifadesi alınmadan adresine ön ödeme tebligatı çıkarılabilmektedir. Şüphelinin ön ödeme önerisine uymaması halinde şüphelinin ifadesi alınmak suretiyle şüpheli hakkında iddianame düzenlenmelidir.  

 Hakaret suçunu düzenleyen TCK’nın 125 inci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ve dördüncü fıkrası ön ödeme kapsamındadır. Hakaret suçunun; b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

Hakaret suçunun; kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi halinde uzlaştırma veya ön ödeme yoluna gidilemez. Ancak suça sürüklenen çocuklarda kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu uzlaştırma kapsamında olup uzlaştırma yine kovuşturma şartıdır.

Kamu görevlisine hakaret suçu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturulur. Takibi şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı şikâyet, ihbar veya başka bir suretle suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrendiği anda gerekli araştırma ve delil toplama sürecini tamamlayarak kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde ederse iddianame düzenler. Uzlaştırma, seri muhakeme ve ön ödeme usulleri uygulanamaz.

  Hakaret suçlarında şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli şüphe yoksa Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmektedir. Ancak şüphe varsa eylemin soruşturma şekline göre mevcut yasalara göre ya uzlaştırma ya da ön ödeme yoluna gidilmelidir. Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi soruşturma aşamasına ilişkin değil kovuşturma aşamasında geçerli olan ceza muhakemesine egemen ilkelerdendir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.” Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerekir[1].

           Hakaret eylemleri ile ilgili olarak 5237 sayılı Kanun’un 125/1-2 ve 129/3 maddelerinin uygulanabilmesi kapsamında değerlendirilebilecek karşılıklı hakaret olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir. Hakaret suçu yüze karşı işlenip aynı zamanda aynı mağdura karşı tehdit suçu ile birlikte işlenmişse uzlaştırma yoluna gidilmelidir.  Yine hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150/1. maddesinde düzenlenen ve yağma suçunun daha az ceza gerektiren nitelikli hali olan “hukuki bir alacağın tahsili amacıyla tehdit” suçu ile birlikte yüze karşı veya gıyapta hakaret şeklinde işlenirse de uzlaştırma yoluna gidilecektir.

     29 Mayıs 2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan,  27/3/2025 tarihli,  2024/197 esas 2025/86 karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile 07/11/2024 tarihli 7531 sayılı kanunun 18.maddesi ile CMK’ya eklenen geçici 7. maddesinin 2. numaralı fıkrasının iptal edilmiş olması sebebiyle 07/11/2024 tarihinden önce veya sonra işlenen soruşturması veya kovuşturması devam eden TCK 125/2 maddesindeki suçlarda ön ödeme önerisi yapılması gerekir.

Soruşturma sırasında hakaret suçundan şüpheli olan kişi ölürse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilecektir. Yargılama aşamasında ölmüşse bu durumun mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekir.

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kovuşturma yapılabilmesi TCK’nın 299/3. madde ve fıkrasına gereğince Adalet Bakanının iznine tabi olup kovuşturma şartı olan izin koşulunun yerine getirilmeden kamu davası açılması ve yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması yasaya ve usule aykırıdır. İzne tabi olan bir suçtan izin alınmadan gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmamalıdır. Kovuşturma şartı olan izin alınmadan iddianame düzenlenmesi halinde mahkemenin iddianameyi iade etmesi gerekir. Bu durum yargılama aşamasında ortaya çıkarsa mahkemenin durma kararı vermesi gerekir.

TCK’nın 299. ve 301. maddelerinin ihlalinin tek bir eylemle gerçekleşmesi hallerinde Adalet Bakanından soruşturma izni alınması şart soruşturmanın her iki suç açısından yapılması ancak yargılama aşamasında fikri içtimanın uygulanması gerekir.

Cumhurbaşkanına hakaret ile Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçunun birlikte işlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 299. ve 301. maddelerinin ihlal edilmesine karşın, eylemin tek olması nedeniyle,  5237 sayılı Kanun’un 44. maddesi gereğince daha ağır hüküm içeren 5237 sayılı Kanun’un 299. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının gerekmesi ve dosya kapsamından sanık hakkında aynı Kanun’un 301. maddesinde düzenlenen suçtan da soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, bahse konu dosyanın akıbeti araştırılarak mümkün olması halinde birleştirilmesi, aksi halde usulüne uygun şekilde dava dosyasının incelenmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, fikri içtima ve mahsup hükümleri de nazara alınıp sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Avukat Cenk Ayhan APAYDIN

Ceza Hukuku Bilinci Platformu Yöneticisi

Yazar

CEZA HUKUKU BİLİNCİ TV

cezahukukubilinci.org



[1] Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 19. 12. 2024 tarihli, 2023/11362 esas ve 2024/13572 sayılı kararı ((UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).