HAKARET SUÇUNDA HAKSIZ TAHRİK
HAKARET SUÇUNDA HAKSIZ TAHRİK
HAKSIZ TAHRİK
Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde kusurluluğu ve dolayısıyla ceza sorumluluğunu azaltan bir haldir.
Genel haksız tahrik ve özel özel tahrik olarak ikiye ayrılmaktadır. Genel haksız tahrik TCK’nın 29. Maddesinde düzenlenmiştir. Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Özel haksız tahrik halleri ise TCK’nın 129. Maddesinde düzenlenmiştir. Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu suçun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde, kişiye ceza verilmez. Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Hakaret suçunda haksız tahrik varsa genel haksız tahrik değil, özel haksız tahrik hali uygulanacaktır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir; ”Hakaret suçunun, haksız tahrik altında işlendiğinin kabul edilmesine rağmen özel nitelikte olan ve daha lehe hükümler içeren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 129. maddesi yerine genel tahrik kurumunu düzenleyen aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanması, yasaya aykırılık oluşturmaktadır”[1].
Karşılıklı hakaret hallerinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 129/3 ve 5271 sayılı Yasa’nın 223/4-c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararının verilmesi gerekir.
Haksız tahrikin somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir; ”Sanığın, katılana karşı kullandığı “Sürteyim kafana” sözünün mahalli terimler de gözetilerek hakaret unsuru taşıyıp taşımadığı, sanığa hangi anlamda bu sözü söylediği de sorularak bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra etki tepki dengesi gözetilerek (orantılılık) sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur”[2].
Avukat Cenk Ayhan APAYDIN
Ceza Hukuku Bilinci Platformu Yöneticisi
Yazar
CEZA HUKUKU BİLİNCİ TV
cezahukukubilinci.org
[1] Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 18. 12. 2024 tarihli, 2024/4021 esas ve 2024/13491 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).
[2] Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 12. 12. 2024 tarihli, 2023/6682 esas ve 2024/8412 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).


